15 Mart 2012 Perşembe

Güney Afrika 2 - Sun City (Johannesburg)


Dalga Havuzu ve Yapay Plaj
      
Güney Afrika ile ilgili yazılara, Pilanesberg National Park'taki safari maceramızdan sonra, Afrika'nın Las Vegas'ı denilen Sun City ile devam ediyorum.

Sun City; Johannesburg'da, Pilanesberg'e yarım saat uzaklıkta, 5 yıldızlı otellerin, kumarhanelerin, eğlence parklarının, dev gibi dalga havuzlarının olduğu, çöl ortasındaki bir vaha gibiydi. Eğer yeterli vaktiniz yoksa, Pilanesberg'den sonra, direk Cape Town'a geçip, Sun City'yi atlayabilirsiniz. Ancak Safaride, her sabah saat 4:30'da kalkmaktan ve saatlerce jeep üstünde yol almaktan yorulan bedenlerimizi dinlendirmek için, bize ilaç gibi geldi diyebilirim.
Otelimize yerleşir yerleşmez, odaya bırakılan, maymunlar ile ilgili uyarı yazısı gözümüze çarpıyor. Odada olmadığımız zamanlarda, camları kesinlikle açık bırakmamamız, yoksa babunların içeriye girip çantalarımızı çalabilecekleri şeklinde bir uyarı yazısı bu :) Zaten Afrika'nın neresine giderseniz gidin, heryerde karşınıza yüzsüz ve sizden yiyecek bir şeyler isteyen maymunlar ile karşılaşma olasılığınız var.

Sun City'de gününüzü, dalga havuzunun yanına yapılan yapay plajda güneşlenerek geçirebilirsiniz. Akşam çok güzel yemek yiyebileceğiniz ve gece de eğlenebileceğiniz mekanlar bulunuyor. Burası küçük bir yer olduğu için otelinize sorduğunuzda sizi en iyi restoran ve gece klüplerine yönlendirecektir zaten. Bu nedenle restoran ve gece klüplerini, kumarhanelerini ya da Türkiye'deki bir çok su parkında da bulunan yapay dalga havuzunu anlatmayacağım.

Safarinin de etkisiyle olsa gerek, anlatmak istediğim iki konu da yine hayvanlar ile ilgili :)

Sun City içerisinde çok büyük bir timsah çiftliği bulunuyor. Bu timsah çiftliğinde en küçüğünden yavru timsahları da, metrelerce büyüklükteki dev gibi timsahları da görme şansınız var. 

Timsah çiftliğinin girişinde biletinizi alırken, size timsahları beslemek isteyip istemediğinizi de soruyorlar. Eğer beslemek isterseniz birkaç Euro daha fazla vererek timsahlara vermek üzere tavuk bacağı satın alıyorsunuz. Biz tabi ki beslemek istediğimizi belirtip hemen birkaç paket tavuk bacağı satın alıyoruz.

Besleceğimiz timsahların yanına gelip, elimizdeki tavuk bacaklarını atmaya başladığımızda timsahlar arasında
korkunç bir kapışma yaşanıyor. Tavuk bacaklarını kapmak için birbirlerinin üzerine atlamalarını, kapışmalarını dışarıdan izlemek bile korkutucu doğrusu. 

Yemek için kapışan timsahları bırakıp ilerliyoruz ve yavru sayılabilecek büyüklükteki timsahları kucağımıza alıp resim de çektirebileceğimiz yere geliyoruz. O dev gibi ve çirkin timsahların yavruları nasıl bu kadar şirin olabiliyor şaşırıyorum doğrusu. "Her canlının küçüğü güzel" durumu, timsahlar için bile geçerli anlayacağınız :)

Timsah çiftliğinin içinde, bir bölüm de firavun farelerine ayrılmış durumda. Çizgi filmlerden tanıdığımız bu sevimli fareler bizi görünce yine iki ayağının üstüne dikilerek o meşhır pozunu veriyorlar. Bunların da minicik ve o kadar sevimli yavruları var ki. Ancak yavruları korumak için, sürekli onları ortalarına alıp yumak halinde birbirine dolanmış bir şekilde yattıklarından dolayı çok iyi fotoğraflayamıyoruz maalesef.

Gelelim bana göre, Sun City'nin en büyük sürprizine :) Etrafta gezip görülecek neler var diye araştırma yaptığımız bir sırada, bir taksi şöförü müşterisine söylerken, çok tesadüf bir şekilde duyarak, Sun City'e çok yakın, içinde bebek aslanların da yaşadığı, bir aslan çiftliği olduğunu öğreniyoruz. Bu konu ile ilgili, turumuz bizi hiç bilgilendirmediği ve etrafta da broşür v.s. görmediğimiz için ilk başta inanmalı mıyız emin olamayıp otelimizin görevlilerine soruyoruz. Her zaman yavru aslanlar bulunmadığını söylüyorlar ancak yakında bir aslan çiftliği olduğunu doğruluyorlar. Her ne kadar safaride babalarını görmüş olsak da, bebek aslanları kucağımıza alabilme ihtimali ile hemen yola çıkıyoruz.

Aslan çiftliğine varır varmaz, ilk sorumuz yavru aslanların olup olmadığı oluyor. İki tane bebek aslanın olduğunu öğrenince ne kadar sevindiğimizi tahmin edersiniz artık. :) Yavru aslanların kafesine küçük gruplar halinde, sıra ile alıyorlar. İçeri girdiğimizde görevlilerin elindeki süt biberonu ile birlikte kucağında yavru aslanları getirdiğini görünce, çıldırıyoruz adeta. O kadar tatlılar ki küçük kedi yavruları gibi sürekli birbirleri ile oynuyorlar. İzlerken insanın içi eriyor adeta. :) O kafesin içinde hayatımda çekmediğim kadar fotoğaf çektim sanırım. Her saniyelerini görüntülemişiz yavruların. :) Yine de en muhteşem an, bebek aslanı kucağıma aldığım andı kesinlikle. Tüm bu seyahat sadece bu anı yaşamak için bile yapılır bence.

Görevli, yavruyu kucağımıza verip nasıl tutmamız gerektiği gösteriyor. Arka ayaklarını mutlaka elimizle desteklememizi, boşlukta kalırsa rahatsız olup, bize tutunmaya çalışabileceklerini söylüyor. Her ne kadar minik bir yavru olsalar da, o patileri ile sizi tırmalamalarını istemezsiniz kesinlikle. :) Dikkatlice kucağıma alıp sarılıyorum. Uslu uslu duruyor tatlı şey. Herkesin birkaç dakika kucağına almasına izin veriyorlar ama o kadar tatlılar ki hiç bırakmak istemiyor insan.

Yavru aslanların kafesinden çıktıktan sonra, ne olduğunu anlamadan, görevli bizi bir yaşındaki aslanların kafesine sokuyor. İçerideki gayet büyük aslanları görünce birdenbire yaptiğimiz şeyin tehlikesinin farkına varıyoruz!!! Görevli, her
ne kadar, aslanların tehlikeli olmadığını göstermek için bir aslanı yere yatırıp, oyun oynasa da, zaman zaman gazetelerin manşetlerinde gördüğümüz, aslan bakıcısını parçaladı haberleri aklımızdan çıkmıyor. :) Bir gözümüz aslanların üzerindenken, diğer gözümüz de hayvan ani bir hareket yaparsa kaçabilmek için kapıda. :)

Sıra geliyor bu kocaman hayvanlara biraz daha yaklaşıp, fotoğraf çektirmeye. Biz, yavaş yavaş yanlarına yaklaşırken, tam yanına geldiğimiz, o sakin sakin oturan aslanlardan bir tanesi aniden kalkıp, hareketleniyor. Korkudan olduğumuz yerde donakalıyoruz. :) Görevli, korkmamamızı, aslanın her gün yemeklerini getiren kamyonun içeri girdiğini gördüğü için hareketlendiğini söyleyerek bizi rahatlatıyor ve bir süre sonra hayvan yine sakin sakin oturmaya başlıyor. Biz de fotoğraflarımızı çektirip hızla dışarı çıkıyoruz.

Pilanesberg'den sonra Sun City'yi atlayıp, direk Cape Town'a geçseniz bile, aslan çiftliğine, yavruları görmek için mutlaka günübirlik gelin derim. Pilanesberg'de safariyi zaten sabah ve akşam saatlerinde yaptığınız için gün içindeki vaktinizi de bu muhteşem yavruları görerek değerlendirirsiniz.



Yapmadan dönmeyin;
- Dev gibi dalga havuzunda yüzmeden,
- Bir babun görüp, fotoğraflamadan,
- Yavru bir timsahla fotoğraf çektirmeden,
- Bebek aslanları kucağınıza alıp süt içirmeden,
- Bir aslan kafesinin içine girme heyecanını yaşamadan dönmeyin...


İstanbul 2012



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

2 yorum:

  1. inanılmaz güzel, mutlaka gitmek istiyorum önce Kenya sonra Sun City. Ellerinize sağlık... İhsan

    YanıtlaSil
  2. Aynı yerleri gezmişiz, gezmeye fotoğraflamay ben doyamadım bu ülkeyi

    YanıtlaSil