10 Mart 2012 Cumartesi

Yunan Adaları - Mykonos


Mykonos Liman
     Yunan Adaları içerisinde, Santorini romantizm demekse, Mykonos da kesinlikle eğlence demek. Bu ada, neredeyse hiç uyumuyor diyebilirim. Muhteşem plajları, bembeyaz ev ve sokakları, sabaha kadar süren partileri ile kesinlikle gürülmesi geren bir yer. Burası için kısaca, her yıl milyonlarca kişinin akın ettiği, çok büyük bir "parti adası" da diyebiliriz.

Tüm Yunan Adaları'nın içinde, yaz aylarında Türkiye'den direk uçak olan tek ada Mykonos. THY ve diğer bildiğimiz havayolları, nedenini anlayamadığım bir şekilde buraya uçmuyorlar maalesef. Geçen yaz, Türkiye'den Mykonos'a direk olarak uçan tek havayolu Borajet'ti. Daha önceden Atlas Jet'in de uçuşları vardı, ancak kaldırdılar maalesef. Belki bu yaz yeniden başlarlar.

Sadece Borajet uçtuğu için, uçak biletleri çabuk bitiyor doğal olarak. Bu nedenle erken davranmakta fayda var. Biz, bilet bulamayıp, önce Atina'ya uçup, oradan da feribot ile Mykonos'a geçmiştik. Gerçi Borajet'te bilet bulsaydık da aramızdaki "bilmediğim havayolunun uçağına binmem ben" diyenler nedeniyle, bu yolu seçermiydik bilemiyorum :) Atina'ya sabah saatlerinde uçup, adaya da akşam feribotu ile geçeceğimiz için, valizlerimizi tren istasyonundaki kilitli dolaplara bırakıp, o günü de Atina'yı gezerek değerlendirmiştik. 

Santorini - Mykonos Arasında Giden Feribotlar

Feribot yolculuğu birkac saat sürüyor, ancak içerisi gayet konforlu olduğundan dolayı rahatsız olmuyorsunuz. Eğer siz de bu yolu kullanmayı tercih ederseniz feribot tarifeleri icin www.hellenicseaways.gr adresine girip bakabilirsiniz. Yaz aylarında feribotlara talebin cok olduğunu ve biletinizi internetten önceden almanızda fayda olduğunu belirtmeliyim. Ayırttıgınız biletinizi, iskeledeki satış noktalarından teslim alabiliyorsunuz.

Adaya varınca yapmanız gereken ilk iş, mutlaka bir motosiklet kiralamak olmalı. Eğer motor ehliyetiniz yoksa ATV de kiralayabilirsiniz. Mykonos, yaz aylarında çok kalabalık oluyor. Etrafınızda o kadar çok motor göreceksiniz ki arabanın olmadığı sadece motorların olduğu bir caddede tarafiğin nasıl şıkışabildiğine inanamayacaksınız.

Taksi, bu adada maalesef bir ulaşım alternatifi değil. Tüm adada sadece 30 adet taksi bulunduğundan dolayı, bulmak pek mümkün de olmuyor zaten. Biz sadece otele gelirken ve giderken taksi kullanmıştık. Bulmak zor olduğu için, önceden otelinize haber verip onların size bir taksi ayarlamasını istemenizde yarar var. Bu adada taksiler rezervasyon ile çalışıyor gibi :) Adanın tam merkezine araba, motor vs giremiyor zaten. Sadece dar yürüyüş yolları. Bazı sokakları öyle dar ki iki kişi yan yana zor geçiyorsunuz. Ancak labirent gibi sokaklarında yürürken kaybolmak bile güzel.

Mykonos dünyanın birçok bölgesinden, bu adaya tatile gelen gay nüfusu ile de çok ünlü. Dünya eşcinsellerinin başkenti de diyebiliriz. Homofobik biriyseniz bile, çok rahatsız olacağınız bir ortam yok yine de. Evet etrafta çok fazla gay var, ancak çok uluorta öpüşen, birbirlerine samimi davrananları görmüysunuz, rahat olun :)

Mykonos Sokakları
Hangi Yunan Adası'na giderseniz gidin, genellikle Türk olduğunuzu öğrendiklerinde sıcak karşılanıyorsunuz. Türklere tepki ile yaklaşan kişiler çok ender karşınıza çıkıyor diyebilirim. Birçoğunun Türkiye'den göç etmiş bir akrabası olduğu için, ne dediğinizi anlamasalar bile, Türkçe konuştuğunuzu anlayabiliyorlar genellikle. Arada Türkçe anlayan rumlar da çıkabildiğinden, ne konuştuğunuza dikkat etmenizde fayda var. Bir akşam yemekte şarap siparişi vermek isteyen bir arkadaşım garsonun önerdiği şarap için "dandik şarabı kakalamaya çalışıyor galiba" dedikten sonra adamın Türkçe anladığını öğrenip donakalmıştık :) Garson, eğlenceli ve bu duruma takılmayan biri çıkmıştı Allah'tan da, gece boyunca neşemiz bozulmamıştı.

Mykonos'u bembeyaz evleri, mavi pencereleri ve sabaha kadar süren gece hayatı ile Bodrum'a benzetebiliriz aslında. Ancak kesinlikle Bodrum'un daha bakımlısı diyebilirim. Tüm evler yeni boyanmış gibi bembeyaz. Sokak taşları da sürekli boyanıyor. Bu örümcek ağı gibi görünen sokak taşları da adaya kesinlikle çok güzel bir hava veriyor. 

Little Venice
Mykonos ile ilgili gösterilen bir çok fotoğrafta baş köşeyi alan, adanın en ünlü bölgesi Little Venice, hemen merkezde, sahilde yer alıyor. Little Venice'in sahil boyunca uzanan, her zaman kalabalık olan restoranlarında yel değirmenlerine karşı oturup mutlaka vakit geçirin. Burası, gün batımı ile kalabalıklaşıp, gece ikiye kadar eğlencenin devam ettiği bir bölge. Akşam yemek saatlerinde iğne atsanız yere düşmüyor.

Mykonos'da sabaha kadar süren partilerden dolayı, hayat geç başlıyor. Mekanlar öğle yemeği için 15:00 - 16:00 gibi kalabalık olurken, akşam yemekleri için 21:00 - 22:00 en uygun saatler. Little Venice'deki en romantik konuma sahip restaurant Aqua Taverna. İstakozlu spagettisi muhteşem. Balıkçıya gittiğimde balıktan çok, kalamar, aktapot ve mezelerden yemeği seven biri olarak, bu ada tam bana göre. Bol bol taze deniz ürünü söyleyip, keyfinize bakın :) 

Katerina's Cocktail
Yine Little Venice'de, ünü artık dünyaya taşan bir mekan olan Katerina's kesinlikle tavsiye edeceğim yerler arasında. Biz, yemek için değil, sıcaktan bunalıp bir şeyler içmek için girmiştik. Güneşin batışını da izleyebileceğiniz, çok şirin, küçük bir balkonu da olan mekanın kokteylleri çok ünlü. Bir sürü meyveden yapılan Katerina's Cocktail favoiler arasında. Bunun dışında adada lezetli yemek için önerebileceğim birkaç restoran daha var;
Nicos Taverna : Türk mutfağından da gayet iyi bildiğimiz kabak çiçeği dolması çok guzeldi. Bunun yanında lobster salad, deniz mahsüllü rizotto da deneyebilirseniz.
Babulas Restaurant : Limanın girişinde, deniz kenarında, salaş ama güzel bir balık restoranı. Yanındaki sandalında güneşte kuruması için ipe dizilmiş ahtapotları ile ahtaport mutklaka burada yenir diyor adeta. Mutlaka Shirimp Saginaki söyleyin. Domates sosu o kadar lezzetli ki ekmeğinizi bana bana yiyeceksiniz.

Mykonos'tan bahsedip de, maskotları olan pelikanlardan bahsetmeden olmaz. Yunan Adaları’ndaki herşey gibi bu pelikanların da turistik bir hikayesi var. 1930’lu yıllarda biçare yaralı bir pelikanın adaya yolu düşmüş. Ada halkı bu pelikanı iyileştirmiş ve ona Petros adını vermişler. Petros zaman içinde adanın simgesi haline gelmiş ve Mykonos sokaklarında kafasına göre dolaşır olmuş. Bir gün, Petros’a bir araba çarpmış ve sevimli kuş hemen oracıkta can vermiş. Ada halkı yasa boğulmuş. Petros’un içini doldurup, onu Mykonos sahilindeki meşhur Folklor Müzesi’nde sergilemeye başlamışlar. Sonra da onun anısına, adaya 3 tane pelikan almışlar. Bu pelikanlar hala ada sokaklarında mutlu mesut dolaşıp, turistlere poz veriyorlar.

Mykonos'un denizi ve plajları tek kelime ile muhteşem diyebilirim. Bu adaya sadece muhteşem plajları için bile gelinir. Avrupa'da, buradakilerden daha iyi kumsallar St Tropez dışında kesinlikle görmedim. Tropikal denizler gibi altın sarısı kumsallar ve turkuaz deniz. Tıpkı, Çeşme'deki Kum Beach gibi, keyfini çıkarın :)

Plajların bir çoğunda saat beş gibi masaların üzerine çıkıp seksi bikinileriyle dans etmeye başlayan dansçı kızları gördüğünüzde sakın şaşırmayın. Buraya boşuna parti adası dememişler değil mi?

Plajlarda üçgen vücutlu erkekleri, minicik bikinileri ile incecik kızları gördükçe komplekse kapılabilirsiniz :) Etrafta hiç mi göbekli insan olmaz yahu? Çoğu gay de olsa heykel gibi erkekler, manken gibi kızlar. Hemen podyuma çıkmaya hazır gibiler.

Adanın en güzel plajları güney sahillerinde bulunuyor. En ünlü plajları Super Paradaise, Paradaise ve Tropicana Beach'ler yan yanalar. Ancak akşam olunca parti mekanına dönüşen bu plajların içerisinde en ünlüsü kesinlikle Super Paradaise Beach. Mykonos'un en popüler plajı gerçekten. Plajın bir köşesinde çıplaklar bölümü de varmış. Ancak o kadar büyük bir yer ki istemezseniz kimseyi görmüyorsunuz. Sunrise partileri ile ünlü olan, adanın en popüler gece klübü Cavo Paradiso da burada bulunuyor. Dünyaca ünlü DJ'lerin çıktığı klüp, gece 3:00 gibi hareketleniyor ve partiler sabaha kadar sürüyor.

Nammos
Kalabalık partiler ve eğlence ortamı istemiyorum, sakin, ayağımı uzatıp kitabımı okuyabileceğim bir plaj bana daha çok uyar derseniz öyle plajlar da var elbette. Bunların içerisinde, en iyisi kesinlikle Psarou BeachTekne sahiplerinin, jetset'in geldiği çok keyifli bir yer. Şezlongları yatak gibi muhteşem rahattı. Restoranı Nammos'un ünü Yunanistan sınırlarını çoktan aşmış durumda. Biz öğle yemeği yemiştik ama aksam gelmek isterseniz yer bulabilmek için rezervasyon yaptırmanız şart mutlaka.

Kalo livadi ve Elia Beach de güzel, sakin gidilebilecek  plajlar. Deniz kenarında ben atraksiyon yapmak isterim diyenlerdenseniz, Elia Beach'de su sporları da bulunuyor.

Yapmadan dönmeyin ; 
- Little Venice'de gün batımında bir kokteyl içmeden,
- Muhteşem deniz mahsüllerinden yemeden,
- Bir plaj partisine katılmadan,
- Bir gece klübünde sabahlamadan,
- Pelikanları bulup, fotoğraf çekmeden,
- Bir scooter ile adayı keşfetmeden,
- Daracık, labirent gibi sokaklarında kaybolmadan dönmeyin...


Bir elimde defne, Bir elimde sevdan, Kalbim Ege'de kaldı :)

İstanbul 2012



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder