10 Mart 2012 Cumartesi

Yunan Adaları - Santorini


Muhteşem Santorini Manzarası

      Yaklaşık bes sene önce cruise ile Yunan Adalari turu yapmıştık. İstanbul, Karaköy Limanı'nda başlayan yolculuğumuz birçok Yunan Adası ve Atina'yı gördükten bir hafta sonra, yine aynı noktada son bulmuştu. Cruise dediysem de gözünüzde beş yıldızlı otellerden daha lüks olan ve dev gibi bir gemi canlandırmayın sakın. Bizim gemi onların yavrusu gibiydi :) Ayıp olmasın diye koyulmuş minik havuzunda sadece çocuklar yüzüyordu. Gözünüzde canlandırabilirsiniz sanıyorum havuzun küçüklüğünü :) Tıpkı oteller gibi gemilere de konfor düzeyini belirtmek için yıldız verildiğini, o yolculukta öğrenmiştim. Bizimki sadece üç yıldızlı bir gemiymiş. Şimdi var mı bilmiyorum ama o dönemde İstanbul çıkışlı beş yıldızlı gemiler ile yapılan Yunan Adaları turu yoktu.

  
Gemimiz o filmlerde gördüğümüz kadar lüks bir gemi olmasada, her sabah başka bir adanın limanında uyanmak, sabırsızca, aceleyle kahvaltı yapıp yeni adayı keşfe dalmak çok keyifliydi. Her adada ayak basar basmaz yaptığımız ilk iş, kısıtlı vaktimizin olması nedeniyle motosiklet kiralamak oluyordu. Böylece motorumuza atlayıp hızlıca adayı keşfe çıkıyorduk. Geminin programına göre, gidilen her adaya sadece yarım ya da bir gun vakit ayrıldığı için hızlandırılmış tur ile gezmek mecburiydi diyebilirim :) Turun ilk günü, geminin her limandan ayrılacağı saate çok dikkat etmememiz, o saat geldiğinde hala gemide olmamamız durumunda pasaportumuzu limana bırakıp beklemeden yola çıkacakları konusunda ciddi bir şekilde uyarıldığımız için de, aman geç kalmayalım korkusuyla belirtilen saatten de önce gemiye dönmüş oluyorduk.

Genel olarak adaları keşfetmemiz için verilen süreler yeterli oluyordu aslında. "Tüh, biraz daha vaktimiz olsaydı şunu da yapardık" diyeceğimiz çok bir şey de kalmıyordu. Ta ki Santorini'yi görene kadar.  :)

Bu masalsı adaya, kamaramızın minik penceresinden ilk gördüğümüz andan itibaren aşık olmuştuk. Ancak maalesef turun bu en güzel adasına sadece yarım gün ayrılmıştı :(  Santorini limanı, çok küçük olduğu ve büyük gemiler yanaşamadığı için açıkta demirleyip, bizi adanın limanına taşıyacak olan küçük tekneleri bir an önce adaya çıkmanın heyecanı ile sabırsızlanarak beklediğimizi hatırlıyorum. Adaya ayak basar basmaz, o kavurucu sıcağa hiç aldırmadan, şirin daracık sokaklarını keşfe çıkıp gördüğümüz her şeyi japon turistler gibi fotoğraflamaya başlamiştık. Vaktimizin önemli bir kısmı, gemiden tekneler ile adaya taşınarak ve gemiye dönüş için taleferik sırası bekleyerek de geçtiği için, bu güzel adaya kesinlikle yarım gün yetmemişti. Muhteşem manzaraya karşı oturup güneşin batışını bile izleyememiştik ki dünyada güneşin batışını en iyi izleyecek on yer listesi yapılsa Santorini bu listeye mutlaka girer bence.

Keyfini tam çıkaramadığımız için aklımın kaldığı adayı, gemimize dönmek için bindiğim küçük teknenin camına yapışıp hüzünle seyrederken, bu güzel adayı çok daha uzun bir sure için gidip göreceğime kendi kendime soz vermiştim. En sonunda gecen yaz Santorini ve Mykonos adalarına bir haftalık bir tatil icin gidip, bu iki adayı da doyasıya gezip, keyfini çıkartabileceğim bir tatil yapabilme fırsatı buldum.

Yunan adalarini cok araştırmış, okumuş ve birçoğunu da görmuş biri olarak, Santorini kesinlikle Yunan Adaları'nın incisi diyebilirim. Bu bircok Hollywood filmine de ev sahipliği yapmis olan güzel ada; dik falezlerin üzerindeki bembeyaz evleri, dar sokakları, muhteşem deniz manzaralı otel ve restoranları ile, daha çok romantik bir tatil arayanların, ya da balayı çiftlerinin tercihi olmuş durumda. Ada için, aynı zamanda Avrupa jet sosyetesinin yaz tatili için tercih ettikleri yerlerden biri de diyebilirim. Tatilimiz sırasında birçok lüks yat görsek de, önde ve arkadaki platformlar üzerinde, iki ayrı helikopteri ile yol alan bu gemi, kesinlikle lüks konusunda başı çekerdi. Birazcık daha büyük olsa, bizim Yunan Adaları turu yaptığımız Cruise ile çok rahat yarışabilirdi sanırım. :)

Fira'dan Caldera Manzarası
Santorini'ye Türkiye'den direk ulaşım yok maalesef. Mutlaka aktarmalı gitmeniz gerekiyor. Direk uçak olsa, bir saat içerisinde varacağınız adaya ulaşmak için, saatler harcamanız gerekecek ama bu durum sizi yıldırmasın. Adayı gördüğünüzde o kadar beğeneceksiniz ki bu duruma değecek gerçekten.                                            

Tüm Yunan Adaları'nın içinde Türkiye'den direk uçak olan tek ada Mykonos. O da sadece yaz aylarında. Santorini'ye gitmek icin birkaç yol var;
1- Uçak ile önce Atina'ya, oradan da OlimpicAir ile Santorini'ye aktarmalı uçabilirsiniz.
2- Borajet ile önce Mykonos'a uçup, birkaç gün de Mykonos'u görüp feribot ile Santorini'ye geçebilirsiniz. Geçen yaz 
Oia Köyü
Türkiye'den Mykonos'a sadece Borajet'in uçuşları vardı. 
3- Uçak ile önce Atina'ya, oradan da feribot ile Santorini'ye geçebilirsiniz.

Mykonos uçağında yer bulamadığımız için, biz bu yolu tercih etmiştik mecburen. Eğer siz de bu yolu kullanmayı tercih ederseniz feribot tarifeleri icin www.hellenicseaways.gr adresine girip bakabilirsiniz. Yaz aylarında feribotlara talebin çok olduğunu ve biletinizi internetten önceden almanızda fayda olduğunu belirtmeliyim. Ayirttiginiz biletinizi iskeledeki satış noktalarından teslim alabiliyorsunuz.

Santorini'de mutlaka gezip görmeniz gereken iki bölge var. Biri adanın merkezi olan, tüm cruise'ların da yanaştığı FİRA, digeri ise OİA köyü. (ia olarak okunuyor) Deniz ve plajlar dışındaki zamanınızın neredeyse tamamını bu iki bölgede geçireceğiniz için, otelinizi buralarda ayalamanızda fayda var. 

Otelimizin Muhteşem Manzarası
Biz, Fira'ya yaklaşık bir kilometre uzaklıkta olan Firostofani bölgesinde, Manos Small World otelinde kalmıştık. (booking.com'dan ayarlayabilirsiniz)

Santorini deki bir çok otel gibi ana yoldan merdivenlerden inerek ulaşabildiğiniz küçük ama geniş ve şık odaları olan, çok güzel bir oteldi. Medivenleri görüp bunun bir de çıkışı var diye düşünüp, gözünüz korkmasın sakın. Zaten o merdivenleri inerken ilk gördüğünüz muhteşem manzara oluyor ve manzaraya bakarken nasıl indiğinizi anlamıyorsunuz bile. Santorini'de birçok otel ve restorana merdivenler ile inip çıkarak ulaşılabildiğinden, merdiven konusuna takılmamanızı tavsiye ederim :) Otelde, sabah gunesli bir gune uyanip, asagidaki dev gibi cruise'lara ve denize karşı terasta kahvaltımızı yapmak inanın muhteşemdi. Bu otelde kalmak isteyenlere, en üst kattaki deluxe odaları öneririm mutlaka. 

Otel Katikies (Oia)
Kaldığımız otelden çok memnun kalmıştık ancak Oia'yı gezerken gördüğümüz ve bayıldığımız bir otel olan Katikies'in de resimlerini burada paylaşmak istiyorum.

Santorini'de gezmek icin bir ulaşım aracı gerekiyor mutlaka. Otelimizin sahibine nereden araba kiralayabiliriz diye sorduktan sonra soluğu rent a car firmasında aldık. Turkiye'den geldiğimizi öğrenen firmanın sahibi bizi çok sıcak karşıladı. Tüm seçenekleri inceledikten sonra, bu güzel adanın keyfi böyle çıkar diyerek kırmızı üstü açık bir new bettle kiraladık. Ancak şunu belirtmeliyimki özellikle şehir merkezinde otopark konusu çok ciddi sorun oluyor. Çok merkezi ve otoparkı olan bir oteliniz yoksa ve motosiklet ehliyetiniz varsa mutlaka motor kiralamanızı öneririm. Diğer bircok adada bunu yaptık ve cok rahat ettik.

Adada genel olarak yemekler başarılı. Yunan Mutfağı ile Türk Mutfağı arasında çok benzerlikler olduğu için, yemeklere yabancılık çekmiyorsunuz. Birçoğunun isimleri bile aynı. Kalamara; kalamari, cacığa; caciki, diyorlar mesela. Yurt dışında gittiğim birçok ülkeye göre yemek konusunda en çok keyif aldığım yerler Yunan Adaları oldu diyebilirim. Restoranlar ağırlıklı olarak deniz ürünleri sunuyor ve başarılılar. Santorini'ye gidecek olanlara mutlaka gitmelerini önereceğim birkaç restoran var mesela.

İlki Oia'da en uçta bulunan Fanari Restaurant. Biz burayı yemek yerken gün batımını da izleyebileceğimiz güzel manzaralı, şık bir restoran ararken tesadüfen bulmuştuk. Yediğimiz her şey çok lezzetliydi. Ancak mutlaka hava kararmadan önce gidin ki manzaranın da tadını çıkarın.  

Ammoudi Bay'dan Eşekler İle Çıkış

İkinci önerim, yine Oia'da deniz kenarında, Ammoudi koyunda Sunset Taverna. Restorana ulaşmak için onlarca merdivenden döne döne aşağıya inip yemeği yedikten sonra eger istersen esekler ile yukarı cıkıyorsun. Ama ben eşeklere binmem :) derseniz araba ile de inilebilecek bir yolu var. Ben eşeklere binmeye çok korktuğum halde, o sıcakta merdivenleri yürüyerek çıkmayı gözüm kesmediği için, korka korka ve eşeklerin bizimle birlikte yukarıya çıkan sahibine "aman benim eşeği sakın bırakma" diye sürekli söylenerek bindim mecburen. Adam benim korktuğumu bildiği için, yukarıya çıkana kadar yarım yamalak ingilizcesiyle sürekli uzata uzata "maadaaammme d'ont scaaare" deyip durdu. Ondan sonra da tatil boyunca arkadaşlarım bana "maadaaaaame d'ont scaaaare" diye takılıp durdurlar :)

Sunset Taverna'ya gelirsek; burası biraz daha salaş ama güzel, rahat bir ortamı, lezzetli yemekleri olan bir yer. Restoranın duvarlarında daha önce burada yemek yemiş olan ünlülerin fotoğraflarını da görebilirsiniz. Öğle yemeği için ideal bir yer. Kızarmıs kalamarı, patates kızartması ve yunan salatası nefısti gerçekten. 

Vanilia Restaurant

Diğer bir önerim, Frestofani de, kaldığımız otele çok yakın olan Vanilia Restaurant.

Güzel keyifli bir akşam yemeği için çok ideal. Çok güzel, şirin, romantık, çiçekli bir bahçesi var. Eğer giderseniz mutlaka bahçede oturun derim. Ortamı cok keyıfli ve yemekleri çok güzeldi. Tatile kalabalık gitmenin farklı şeyler denemede çok faydası oluyor :) Hepimiz farklı şeyler söyledik ve hepsini de çok beğendik. Roka salatası, mantarlı ve pesto soslu makarnalar ve seabus balık superdi. Balıkçılarda bu kadar iyisini yapamıyorlar diyebilirim. Bu kadar güzel yemeklerden sonra, tatlıları da güzeldir mutlaka deyip hemen farklı bir iki tatlı söyledik masaya. Ancak tatlı konusunda başarılı değiller.

Red Beach

Bir adaya gelip de plajlarından  bahsetmemek olmaz elbette :)
Bu kadar güzel bir adada, deniz genel olarak çok güzel değil maalesef. Eeee her güzelin bir kusuru olur demişler. Santorini'ninki de bu sanırım. Özellikle bizim gibi önce muhtesem denizi olan Mykonos'a gidip, daha sonra Santorini'ye geçmişseniz plajlarını beğenmeme olasılığınız çok yüksek.

"Bir adaya gidiyorum, bembeyaz kumsalları, turkuaz denizi vardır mutlaka" derseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Santorini volkanik bir ada olduğu için, kumsalları da volkanik taşlardan oluşuyor. Bu nedenle de enteresan plajlar diyebilirim.

White Beach

Plajlarının en ünlüleri Red ve White Beach'ler. İsimlerini plajdaki kumun renginden alıyorlar. Red Beach'e arabayı uzak bır yere park edip, kayalıklardan yürüyerek ulaşılabildiği gibi, araba parkına gelmeden önce sahilden teknelere binerek de ulaşabilirsiniz. Aynı tekne sırası ile iki plaja da uğruyor. White Beach çok ufak ve büyük büyük taşlı olduğu için biz tercihimizi Red Beach'den yana kullandık. Burası güzel, farklı bir yer ancak burada tesis bulunmuyor. Havlunuzu ince kırmızı kumların üzerine serip güneşlenebilirsiniz.
Diğer denediğimiz iki Plaj Perivolos ve Kamari. Perivolos Beach'i tavsiye ederim, gidilebilir. Cayo Restaurant tarafından denıze girip, ögle yemeğini de burada yiyebilirsiniz. Kamari Beach ise kayalık ve kayalarda yosunlar olan, kesinlikle gitmeye değmeyecek olan bir yer.

Şirin Hediyelik Eşyalar

Adada alışveriş konusuna gelince. Hemen hemen heryerde Santorini'nin siyah volkanik taşından yapılan takılar satan dükkanlar görebilirsiniz. Hatıra olarak ben siyah volkan taşından bir küpe almıştım kendime ancak asıl çok tarz takılar satan dükkanlar Oia bölgesinde.  Benim gibi, takıya meraklı birisiyseniz birkaç takı almadan dönmeniz çok mümkün değil gibi. :) Nakit ödeyeceğinizi söylerseniz bir miktar indirim yapmalarını da talep edebilirsiniz.

Oia tarafındaki dar sokakların arasında, çok güzel hediyelik ya da eviniz için çok güzel dekorasyon eşyaları satan dükkanlar da var. Buradan otelimize dönerken kollarımız poşet poşet aldığımız küçük hediyeler ile dolmuştu. Tabi ki her yurtdışı tatilimde olduğu gibi buradan da magnetimi almayı ihmal etmedim :)

Santorini Magnet

Yapmadan Dönmeyin ;
- Muhteşem manzaraya karşı güneşi batırmadan,
- Santorini'nin simgesi mavi kubbeli kiliselerinin önünde fotoğraf çektirmeden,
- Volkanik santorini taşından yapılmış takılardan almadan,
- Oia'yı görmeden,
- Kalamar ve ahtapot yemeden,
- Adanın sembolü eşeklere binmeden,
- Mutlaka deniz manzaralı bir otelde kalıp, balkonunuzda manzaraya karşı kahvaltı yapmadan,
- Kırmızı volkanik kumların üzerinde oturup denize girmeden dönmeyin....


"Bir elimde defne, Bir elimde sevdan, Kalbim Ege'de kaldı" :)

İstanbul 2012




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

1 yorum:

  1. Yunan adalarının en güzeli, mavinin her tonunun olduğu Santorini. 6 sene önce gitmiştim anlattığınız gibi harika bir yer. Çok sevdiğim bir arkadaşım da geçen sene duvar süsü hediye getirdi, buradan ona tekrar teşekkürler, umarım okur :).

    YanıtlaSil