30 Nisan 2012 Pazartesi

Kuzey Kıbrıs

Kaya Artemis Otel Plajı
     Avrupa'da neredeyse görmediğim ülke kalmamışken, her nedense Kıbrıs'a gitmek bir türlü kısmet olmamıştı. Ta ki bugüne kadar. Arkadaşlarım ile birlikte, 23 Nisan tatilinde sıcak bir yerlere gidelim istediğimizden, bu mevsim için en mantıklı yer olan Kıbrıs'a gitmeye karar verdik.

Hem uçak biletleri daha ucuz olur, hem de giderken ve dönerken kalabalıklara kalmaz rahat ederiz diye, bayram tatilinden bir gün önce gidip, bir gün sonra dönecek şekilde uçak biletlerimizi ayarladık. Uçağımız, sabah çok erken olduğundan ve henüz tatil trafiği başlamadığı için havaalanının çok kalabalık olmayacağını düşündüğümüzden dolayı ( ne gaflet!), uçak saatinden bir saat önce orada olmak yeterli olur diye düşünüp ona göre yola çıktık. Ancak bu düşüncemizin ne kadar yanlış olduğunu, havaalanına yaklaştığımızda içeriye girmek için trafikte hiç ilerlemeden bekleyen yüzlerce aracı gördüğümüzde anlayacaktık.

Uçağı kaçıracağız stresi içinde bu korkunç trafikte milim milim ilerleyerek havaalanına girmeyi başardıktan sonra, hemen aracımızı otoparka bırakıp dış hatlar terminaline girdiğimizde uçağımızın kalkmasına sadece 35 dakika kalmıştı. Bir ihtimal yetişiriz diye koşarak içeri daldığımızda, havaalanındaki o inanilmaz kalabalığı görüp donakaldık gerçekten. Havaalanının çok kalabalık olduğu, check- in kuyruklarının çoooook uzadığı zamanları görmüşümdür ama, check- in bankosunda bile insanların üst üste olduğu, kuyruğun sonunu bile goremediğim böyle bir kalabalığı hiç bir zaman görmedim diyebilirim. Tüm bu kalabalık, bir iki gün önceki fırtına nedeniyle iptal olan onlarca uçuşun bugüne kaymasından dolayıymış meğerse. Bizdeki şansa bakın. :( Tabi ki bu şok anını birkaç saniye icinde atlatıp, uçağın kalkmasına sadece 35 dakika kalmasına rağmen, yetişiriz belki diyerek cengaver bir şekilde olaya daldık. :)

Uzuuuunn bir yurtdışı çıkış pulu ödeme kuyruğu görüp, görevliye bir umut " Kıbrıs için pul almamıza gerek yok değil mi?" diye sorduğumda "pasaportsuz, kimlik ile geçerseniz gerek yok" cevabını alınca ne kadar sevindiğimi tahmin edersiniz artık :) Ancak aynı şansımız bagajımızı teslim etmek için girdiğimiz online check- in kuyruğunda devam etmedi maalesef. İnsanlar kalabalik ve kuyruklardan dolayı o kadar delirmiş durumdaydı ki, uçağımız kalkmak üzere diye öne gecmek icin izin istediklerimizin bazıları sanki uzaylıymışız gibi bakınca :) sadece izin verenlerin önünden, aradan bir yerden girebildik kuyruğa. Sıra bize geldiginde görevli memurun; "uçağınızın kalkmasına sadece 10 dakika var, valizleriniz kesinlikle uçağa yetişmez, hiç vermeyin, ancak isterseniz biletlerinizi vereyim, koşarak şansınızı deneyin. Yetişirseniz valizleri uçakta teslim edersiniz" demesiyle birlikte, o on dakika içinde pasaport kontrolü, ikinci güvenlik ve kapıya kadar gidilen uzuuuuuuunnn yolu nasıl geçip, uçağa yetişebildik hala bilmiyorum gerçekten. :) Böylece kabin boyundan büyük olan valizlerin check- in sırasında teslim edilmese bile, uçağa binmeden önce merdivenlerde teslim edilirse (körükten binilmiyorsa elbette) uçağa yüklenebildiğini öğrenmiş olduk.



Otel olarak, Karpaz'da, Bafra Turizm Bölgesi'nde bulunan, havaalanından yaklaşık bir saat mesafedeki Kaya Artemis'de yer ayırtmıştık. Birlikte geldiğim arkadaşlarımın daha önce gelip kaldığı, beğendikleri bir oteldi burası. Biz, havaalanından otele taksiyle gittik (130 tl) ancak rezervasyon sırasında isterseniz daha makul bir fiyata shuttle da ayarlıyorlar. Otelin, ana bina ve villalar olmak üzere iki ayrı fiyat sistemi var. Villa odaları ana binanın dışında biraz yürüme mesafesinde ama daha ucuzlar. Hem denize hem de ana yemek restoranına daha yakın oldukları için kalınabilir kesinlikle. Her ne kadar hava kapalı olduğu için biz çok değerlendiremesek de, cok güzel bir kumsalı var. Zaten adada kime sorsak Kıbrıs'ın en güzel ve en temiz denizi olarak bu bölgeyi gösteriyorlar. Bizimki gibi havanın cok güzel olmadığı bir dönemde giderseniz, spa merkezindeki sıcak havuz, sauna, masaj gibi şeylerle ya da casinoda vakit geçirebilirsiniz. Otelde, genellikle bayram dönemlerinde ünlü sanatçiların ücretsiz izleyebileceğiniz konserleri de oluyor. Bizim gittiğimiz dönemde Serdar Ortaç konseri vardı mesela.

Kıbrıs'a kadar gitmişken Yunan tarafına da geçip göreyim diye düşünmeyin. Taksi şoförümüz 20 yıldır Kıbrıs'ta yaşadığını, artık Kıbrıs vatandaşı da olduğunu ancak burada doğmadığı için kendisinin bile Yunan tarafına geçiş hakkı olmadıgını söylüyor. Yunanlılar sadece Kıbrıs doğumlu olan Türklere geçiş hakkı veriyorlarmış. Burayı işgal edilmiş bölge olarak gördüklerinden dolayı, pasaporta sanki ayrı bir ülkeden giriliyormuş gibi damga vurmak istemiyorlarmış kesinlikle.

Kıbrıs'a ilk defa gittiğim için, tüm tatili otelde geçirmeyeyim, bir günü de etrafı gezip görmeye ayırayım istedim doğal olarak. Ancak bunun için yanlış otel seçmişiz sanırım. Otelden çıkmam, tüm tatili burada geçiririm diyorsanız kesinlikle tavsiye ederim, ama yok ben adayı da gezmek istiyorum diyenlerdenseniz, Girne'ye 100 km, Lefkoşa'ya 85 km gibi gayet uzak bir mesafede olduğunuzdan, adayı gezmek için ya araba kiralamanız ya da taksilere yüksek ücretler ödemeniz gerekiyor mutlaka. (Otel'den Girne'ye taksi ile gidip gelmek 300 TL mesela)

Kıbrıs'ta gezip görülecek birkaç tane büyük şehir var; Adanın başkenti Lefkoşa, en canlı ve turistik bölgesi Girne, antik şehirlere ev sahipliği yapan Kıbrıs'ın açıkhava müzesi denilen Gazimağusa, en güzel kumsalların bulunduğu, caretta carettalara da ev sahipliği yapan bölge İskele/Karpaz ve adanın narenciye bahçesi Güzelyurt.


                                                                                               Girne Limanı

Biz, hem şehri gezelim hem de akşam olunca sahilde güzel bir balık restoranında yemek yiyelim istediğimizden Girne'ye gidelim dedik. Girne, Kıbrıs'ın en canlı ve turizm anlamında en hareketli bölgesi dense de, bir iki saatte gezilip görülebilecek kadar küçük bir yer aslında. Sahilde güzel bir kalesi ve kalenin yanında yürüyüş yapıp, denize karşı yemeğinizi yiyebileceğiniz restoranların olduğu küçük bir limanı bulunuyor. Limandaki mimari çok güzel, yan yana bakımlı taş binalar. Ancak hemen bir arka sokağa geçtiğinizde şehrin yüzü değişiyor maalesef. Estetikten yoksun binalar ve her birinin altında sahte markaların satıldığı onlarca dükkan. Hepsinin vitrininde; orjinal, en orjinal, tek orjinal Burberry'ler bizde tadında yazılar. Sanırsınız Eminönü'ndesiniz :) Girne'de kale ve çevresindeki limanı gezin, limandaki balıkçılarda oturup keyif yapın ve bir sonraki şehri görmek için yola çıkın bence. Biz, biraz set üstü, yukarıdan limanı ve yatları daha güzel görebilen "Canlı Balık'da" yemiştik. Taze otlardan yapılan salataları ve balıkları çok lezzetliydi. Kalamar, karides gibi deniz ürünleri de fena değildi.

Yapmadan dönmeyin
- Casino'da şansınızı denemeden,
- Altın sarısı kumsallarında güneşlenmeden,
- Meşhur hellim peynirlerinden almadan,
- Girne Limanı'ndaki balık restoranlarında yemeden dönmeyin.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

8 yorum:

  1. hasan kemansiz1 Mayıs 2012 00:51

    kibrista deniz mevsimi ne zaman aciliyor bilgi verebilirmisiniz.tesekkurler

    YanıtlaSil
  2. Biz Kıbrıs'a 20 Nisan'da gittiğimizde 20 gündür denize girildiğini söylemişlerdi.
    Bizim şansımıza gittiğimiz dönemde hava biraz bozmuştu. Ancak döneceğimiz son gün artık girilebiliyordu. Bu aralar gitmeyi planlıyorsanız, kesinlikle denize girebilirsiniz.

    YanıtlaSil
  3. bizde eşimle 20-23 nisan arası girneye gitmeyi planlıyoruz ama denize girebilirmiyiz bilemiyorum
    hava konusunda biraz endişeliyiz bilgi verebilen olursa çok sevinirim
    teşekkürler

    YanıtlaSil
  4. merhaba yazılarınızı çok güzel bulduğumu söyleyebilirim. Akıcı,yalın diliniz, mütevazi anlatışınız çok hoşuma gitti. Kıbrıs ve yunan adaları ikilemesinde kaldık.önceliği hangisi almalı?yani bu sene tek tatilimiz var.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba,
    Güzel yorumlarınız için çok teşekkürler :) geçen haftaki tatilimi Yunan Adalarında yapmış biri olarak kesinlikle Yunan Adalarını tavsiye ederim :)

    Kıbrıs'ın denizi çok güzel kesinlikle. Ancak onun dışında kumar da oynamıyorsanız :) yapacak pek de fazla birşey yok maalesef.
    Ayağımızı uzatalım, kumsalda dinlenelim tatili değilse tek istediğiniz hemen Yunan adaları biletinizi ayarlayın derim :)

    Hangi adalara gittiğiniz de önemli tabi ama santorini ve Mykonos yaparsanız beğenmemeniz mümkün değil bence. İki ada ile ilgili de yazılarım var. Bir okumanızı tavsiye ederim. Gecen hafta da Kos, Kalimnos, Patmos, Lipsi ve Simi adalarını gezdik. Bodrum'dan feribot ile geçerek. Bu adalar da çok keyifliydi. Önümüzdeki günlerde bunları da yazacağım siteye ama santorini ve mykonos'un yeri ayrı :)

    Sevgiler
    Seher

    YanıtlaSil
  6. çok teşekkür ederim.yazılarınızı okudum ve yunan adalarına doğru çevirdik rotayı.:)diğer yazılarınızıda merakla bekliyorum...

    YanıtlaSil
  7. merhaba seher hanım,sizi dinledğim ve yunan adalarına gittiğim için çok memnun kaldım.bu kadarını beklemiyordum doğrusu,herşey sizin anlattığınız gibi,lütfen daha çok yer gezin:D

    YanıtlaSil
  8. Memnun kaldığınıza çok sevindim gerçekten. :)
    Aslında yazacak okadar çok yer var ki sırada ama vakit bulup yazamadım bir türlü. :(
    Bir iki haftaya yazarım hepsini işallah

    Sevgiler

    YanıtlaSil