21 Mayıs 2012 Pazartesi

Gaziantep

Zeugma Mozaik Müzesi - Çingene Kızı Mozaiği
    Gaziantep, yıllar önce benim Güney Doğu Anadolu’da gezip gördüğüm ilk şehirdi. O dönemde, geniş ve güzel caddeleri, yüksek binaları ile gayet gelişmiş bir Anadolu şehri ile karşılaşınca şaşırdığımı hatırlıyorum. Giderken, Gaziantep’in doğunun gelişmiş şehirlerinden biri olduğunu bilsem de, yine de daha az gelişmiş bir şehir bekliyordum demek ki. Önyargı işte.

Bu ilk gidişimde, Gaziantep Spor Klubü’nün davetlisi olarak, Gaziantepspor’un UEFA kupasındaki bir maçını izlemek üzere gitmiştik. O dönemlerde çalıştığım şirket olan Turkcell, Gaziantep Spor’un forma sponsoruydu ve klüp başkanı, bu önemli maçı izlemek için bizi de davet etmişti. Mutfağı ile ünlü bir ilde, o ilin klüp başkanı tarafından da ağarlanınca kaldığımız süre boyunca ne kadar çok yemek yediğimizi tahmin edersiniz artık. Üç günlük seyahatin sonunda 2 kilo almıştım resmen :(

İmam Çağdaş'ın Baklavası
Götürüldüğümüz her restoranda etler önümüze siniler dolusu geliyor ve önce gözlerimiz doyuyordu. Ardından da tepsilerle baklava. Ben fıstıklı baklava sevmem aslında. Benim favorim cevizli baklavadır ama Gaziantep’de ”cevizli baklava var mı?” diye sorduğunuzda size uzaylıymışsınız gibi bakıyorlar doğal olarak. Her ne kadar fıstıklı baklava sevmesem de baklavanın başkentine gelmişken yemeden dönmek olmaz diye yediğim İmam Çağdaş’ın ağızda eriyen o muhteşem baklavasının tadını yıllarca unutamadım kesinlikle. Her ne kadar İstanbul’da zaman zaman İmam Çağdaş’tan gelen baklavalardan yemiş olsam da, yerinde taze taze yenen baklavanın yerini tutmadı hiç bir zaman.

Bu şehre yıllar sonra ikinci kez gidişimin ise, tamamen obur niyetler üzerine kurulu olduğunu söyleyebilirim. Bir arkadaşımın, iş nedeniyle doğudaki bir çok şehri sık sık ziyaret eden eşi ile birlikte yaptığımız bir sohbette, Gaziantep ve Antakya mutfağından bahsederken hepimiz aşka gelip bir haftasonu bu iki gurme şehrine gezi yapmaya karar verdik. Hemen, uçak biletlerimizi ayarladık. İlk olarak sabah erkenden Gaziantep’e uçacak, o gün şehri gezip gördükten sonra akşama Antakya’ya geçip, geceyi orada geçirecektik. Ertesi gün de Antakya’yı gezip gördükten sonra Adana’ya geçip oradan İstanbul’a dönecektik. Tüm bu seyahatler sırasında ve şehirleri gezerken rahat edelim diye şöförlü bir minibüs kiraladık, çok da rahat ettik doğrusu, tavsiye ederim.

Gaziantep'de Ne yapılır? Nereleri Gezelim, Görelim?
Gaziantep, gelişmiş bölgelerinin dışında eski tarihi dokusunu da korumayı başarmış bir şehir. Eski Gaziantep’i yaşayabileceğiniz, tarihini ve kültürünü görebileceğiniz 5 km’lik ”Kültür Yolu” Gaziantep’de mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor bence. Bu 5 km’lik yol boyunca şehrin neredeyse tüm önemli tarihi yapılarını, eski çarşılarını, hanlarını, camilerini keşfedecek, yöresel el sanatlarından bakırcılık, sedef kakmacılığı, yemenicilik (Deriden yapılan bir nevi sandalet), gümüş işlemeciliği gibi bir çok unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarından örnekler göreceksiniz. İstanbul için Sultanahmet Bölgesi ne ise, Gaziantep için de tarihi kalenin çevresinde bulunan ”Kültür Yolu” o demek diyebilirim.



                                                                       Tarihi Bakırcılar Çarşısı ve Zincirli Bedesten

Biz gezimiz sırasında Kültür Yolu üzerindeki tüm yapıları gezemesek de bir çoğunu görme fırsatı bulabildik; Gaziantep Kalesi’ni, El yapımı her türlü bakır eşyanın satıldığı tarihi Bakırcılar Çarşısı’nı, Zincirli Bedesten’i, Tütün Han’ı, Yeni Han’ı, cam yapımını canlı olarak da görebileceğiniz Medusa Cam Eserleri Müzesi’ni, lezzetli menengeç kahvesini içebileceğiniz Tarihi Tahmis Kahvesi’ni, tüm baharatların satıldığı, bir nevi Mısır Çarşısı olan Tarihi Almacı Pazarı’nı, Gaziantep mutfak kültürünün, ve yemeklerinin tanıtıldığı Mutfak Müzesi’ni, Truva ve Harry Potter filmlerinin tüm sandaletlerini yapan Yemeniciler Çarşısı’ndaki Hayri Usta’yı, muhteşem güzel minarelere sahip Şirvani ve Handaniye Cami’lerini görme fırsatı bulabildik.


                                 Handaniye Camii                                                                                  Gaziantep Kalesi

                                     Almacı Pazarı                                                                             Yemeniciler

Kültür Yolu’ndan sonra Gaziantep’de mutlaka görülmesi gereken bir diğer yer de Zeugma Mozaik Müzesi. Eğer Gaziantep’e gittiyseniz mutlaka vakit yaratıp bu müzeyi görmelisiniz. Yeni yapılan binası ile çok güzel bir müze olmuş gerçekten. Mozaiklerin güzelliğinin yanında etkileyici binası ve sunuş şekliyle yurt dışında görüp beğendiğimiz müzelerden hiç farkı yok kesinlikle. Bu arada dünyanın en büyük ilk üç mozaik müzesinden ikisinin (Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi ve Antakya Mozaik Müzesi) ülkemizde olduğunu bilmek de sevindirici. Zeugma, 1700 metrekarelik mozaikleri ile dünyanın en büyük mozaik müzesi ünvanını Tunus’daki Bardo Müzesi’nin elinden almış durumda. Gaziantep’den sonra gittiğimiz Antakya’da, Antakya Mozaik Müzesini de gezince Zeugma’nın güzelliğini bir kere daha anlıyoruz. Müzede ilk önce Zeugma Antik Kenti’nin tarihinin anlatıldığı video gösterisini izleyip sonra bu antik kentten çıkartılan mühteşem mozaikleri büyük bir keyif ile geziyorsunuz. Müzede ayrı bir odada sergilenen, Gaziantep’in de simgesi durumuna gelen ”Çingene Kızı” mozaiğini de görmeden dönmeyin. Bu mozaiğin en ilgi çekici yanı, Leonardo Davinci’nin Mona Lisa’sındaki gibi, Helenistik Dönem resim sanatında ”Üç çeyrek bakış” tekniği olarak ifade edilen teknik ile yapılmış olup, gözlerinin, kendisine bakanı her yönden takip etmesi.

Bunların dışında Gaziantep Arkeoloji Müzesi’ni de gezdik ancak tamamen zaman kaybı olduğunu söyleyebilirim. Zeugma Mozaik müzesi açılmadan önce, tüm mozaikler burada sergileniyormuş. Ancak mozaikler taşındıktan sonra içeride çok bir şey kalmamış durumda. Binası da çok kötü, çirkin devlet daireleri gibi. İstanbul Arkeoloji müzesi gibi bir yer beklemeyin anlayacağınız. Zeugma Mozaik Müzesi’nin yeni yapılan o güzel binasını gördükten sonra mozaikler iyi ki buraya taşınmış diyorsunuz.



                                                                                     Zeugma Mozaik Müzesi
Gaziantep’de Ne yenir, Nerede Yenir?
Gelelim seyahatimizin asıl amacı olan Gaziantep Mutfağı'na. :) Gaziantep’e sabah erken geldiyseniz ve otel dışında mükellef bir kahvaltı yapmak isterseniz, (şöyle sucuklu yumurtalı, reçelli, kaymaklı falan) bu şehrin kahvaltı kültürünün bizim alıştığımızdan biraz farklı olduğunu bilmenizde yarar var. Beyran ve Katmer Gaziantep’in kahvaltı kültürünü oluşturuyor diyebilirim. Beyran; Kuzu etinden yapılan bir nevi çorba ya da sulu yemek gibi birşey. Katmer ise; İncecik açılmış yufkanın içine kaymak ve bol fıstık koyarak kızartılıp sıcak yeniyor. Akıllara zarar bir şey anlayacağınız. :) Beyran ve Katmer kahvaltı olarak görüldüğünden saat 10:00 -11:00 civarında bitiyor bir çok mekanda. Biz sabah sabah bu kadar ağır şeyler yemek istemediğimizden Gaziantepli olan şöförümüzden bizi alıştığımız türde kahvaltı yapabileceğimiz bir yere götürmesini rica etmiştik ancak buraya kadar gelmişken meşhur katmeri de mutlaka denemek istiyorduk. Şöförümüz katmer yapan bir yeri arayıp ayırttı bizim için, kahvaltıdan sonra da afiyetle yedik. Bir porsiyonun tamamını yerseniz Gaziantep’den İstanbul’a koşarak dönebilirsiniz sanıyorum. Tam bir enerji bombası :)


                                                                    Katmer Hazırlayan Ustalar ve Bol Fıstıklı Katmer

Biz katmeri şöförümüzün tavsiyesi üzerine Önder Pastaneleri’nde yemiştik ve çok güzeldi ancak çarşının arka sokaklarında bu konuda çok daha ünlü olduğunu okuduğum, Zekeriya Usta Katmer ya da Metanet’i de deneyebilirsiniz.

Öğle yemeği için gidilecek mekan ”Halil Usta.” Zeugma Müzesi’nin arka sokaklarında, ünlü bir esnaf lokantası burası. İçerisi hınca hınç dolu ve tüm duvarları buraya gelen ünlülerin fotoğrafları ile kaplı. Küşnemesi ve bıçak kebabı çok meşhur, denemelisiniz. Ancak saat 14:00 gibi herşeyin bittiğini ve kapanabileceğini bilmenizde fayda var.


                                                                                        Küşneme ve Bıçak Kebabı

Gaziantep mutfağı denince akla ilk gelen şeylerden biri, o meşhur bol fıstıklı baklavasıdır elbette. Baklava denince de akla ilk gelen yer tabiki ”İmam Çağdaş” Bu ününü de kesinlikle hakettiğini söyleyebilirim. Bunu benim gibi fıstıklı baklava sevmeyen biri söylüyor hem de, düşünün artık :)  İmam Çağdaş’tan hergün Türkiye’nin dört bir noktasına, özellikle de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kilolarca baklava gidiyormuş. Bu şehre gittiyseniz yemeden olmaz kesinlikle. İmam Çağdaş’a aç gittiyseniz ve baklavadan önce bir şeyler yemek isterseniz lahmacunu da muazzam. Afiyet olsun. :)

Tatlımızı yedikten sonra sıra geldi kahvelerimizi yudumlamaya. Bunun için en uygun yer, kesinlikle Almacı Pazarı’nın karşı sokağındaki  Tarihi Tahmis Kahvesi. Yabani fıstıktan yapılan lezzetli menengeç kahvesini mutlaka denemelisiniz. Sütlü ve sütsüz olarak yapılabiliyor. Ben kesinlikle sütlü olanı tavsiye ederim. Eğer bu kahveyi beğendiyseniz evde yapmak için buradan satın alabilirsiniz. Biz Tahmis Kahvesi’nin bahçesinde oturmuştuk ancak binaya girip içeriyi de mutlaka görmelisiniz, çok güzel bir binası var.


                                                                                     Tarihi Tahmis Kahvesi

Yapmadan dönmeyin
- Zeugma Mozaik Müzesi’ni gezmeden,
- Çingene Kızı Mozaiği’ni fotoğraflamadan,
- Gaziantep Kalesi’ne çıkmadan,
- İmam Cağdaş’ta baklava yemeden,
- Tahmis Kahvesi’nde menengeç kahvesi içmeden,
- Bakırcılar Çarşısı’nı gezmeden dönmeyin.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

3 yorum:

  1. dr.zeynep erkan24 Mayıs 2012 06:14

    cok guzel anlatmissiniz emeginize saglik

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler çok faydalandım:)

    YanıtlaSil
  3. süpersiniz bütün gezlilerime giderken mutlaka sitenize bakıyoruz ailecek. Emeğinize sağlık iyiki varsınız. Çok teşekkürler:)))

    YanıtlaSil