22 Temmuz 2012 Pazar

Amerika - New York

New York
     Avrupa'da neredeyse görmediğim yer kalmamışken, belki uzak oluşundan, belki de, az da olsa uçak korkumdan dolayı, bir türlü New York'a gidip görmemiştim. Sanırım Güney Afrika'ya yaptığımız o uzuuuuun uçak seyahatinden sonra, kıtalar arası uçma fikri beni eskisi kadar korkutmadığından :) sonunda bir New York seyahati planlayabildim.

Siz de benim gibi uzun uçak seyahatlerinden çok hoşlanmıyorsanız, o daracık koltukta 10 saat nasıl geçer diyenlerdenseniz, THY'den biletinizi mutlaka "Comfort Class" olarak almanızı tavsiye ederim. Normalde Comfort Class biletleri, ekonomi biletlerinin iki katı civarında satılsa da, dönem dönem yapılan kampanyalar ile ekonomi biletinin bile altında bir fiyata bulabiliyorsunuz. Biz de, Amerika kıtasına yapacağımız bu ilk seyahatimizde şansımıza, ekonomi biletinden bile ucuz bir fiyata "Comfort Class" New York bileti bulup, çok da rahat gittik gerçekten.

Amerika ile aramızdaki ciddi saat farkından dolayı, daha önce giden herkes, "mutlaka oranın saatine göre uyuyun" diye jetlag konusunda bizi uyarmışlardı. Uçağımız da yerel saat ile gece 10 gibi New York'a indiğinden, direk otele gidip uyuduğumuz için, gidişte bu konuda hiç sıkıntı çekmedik doğrusu. Ancak dönüşte durum hiç de böyle olmadı diyebilirim. Havanın çok sıcak olmasının da etkisi olmuştur mutlaka, ancak Türkiye'ye döndüğümüz ilk 4-5 gün, geceleri zombi gibi sabaha kadar hiç uyuyamayıp, gündüzleri de uyuyarak geçirdiğimi söyleyebilirim. Döndüğünüzde ilk bir iki gün, sabah erken saatlere önemli toplantılar almamakta, önemli işler planlamamakta fayda var kesinlikle :)

Birçok arkadaşım New York için 3-4 gün yeter, oradan Florida'ya geçip 5 -6 gün de Miami ve Bahamalar'ı görün dese de, yurtdışında koştur koştur tatil yapmayı sevmediğimizden, (ki çok yapmışlığım vardır) rahat rahat koşturmadan gezelim diye 12 günlük bir New York seyahati planlamıştık. İyi ki de öyle yapmışız. Birçok filmde hemen hemen her noktasını görüp, aşina olduğumuz bu şehri, sindire sindire gezip, görmek istediğimiz hemen her yeri görüp, yapmak istediğimiz hemen her şeyi rahat rahat yapıp öyle döndük diyebilirim. New York'u görmek için 3-4 gün yeter demek, bana "İstanbul için 3-4 gün yeter" demek gibi geliyor. 3-4 günde ancak Sultanahmet, Eminönü, Kapalıçarşı, Taksim civarını gezip, Adaları, Moda'yı, Bağdat Caddesi'ni, Haliç civarını, Pier Loti'yi, Bebek'i, Ortaköy'ü, Nişantaşı'nı v.s, İstanbul'u İstanbul yapan birçok yeri görmeden, ıskalayıp dönmek gibi geliyor. O kadar uzun yol gitmişken, New York için eğer ayarlayabiliyorsanız mutlaka en azından 9 günlük bir tatil planlayın derim. 2 günü yolda geçiyor zaten.

New York'a Ne Zaman Gitmeli?
Biz New York'a Haziran sonu gibi gitmiştik. Ancak yaz aylarının New York'a gitmek için çok doğru zamanlar olduğunu söyleyemeyeceğim. Bu şehir kışları çok soğuk, yazları ise çok sıcak oluyor gerçekten. Bizim gittiğimiz ilk birkaç gün hava makul sıcaklıkta olsa da, ondan sonraki günlerde nefes almakta bile zorlanabileceğimiz bir sıcaklık vardı diyebilirim. Bu nedenle eğer ayarlayabiliyorsanız New York seyahatinizi mutlaka İlkbahar ya da Sonbahar dönemine getirmenizi tavsiye ederim.

New York'ta Nerede Kalmalı?
New York otellerinin, özellikle de Manhattan'dakilerin fiyatlarının pahalı olduğunu, birçok otelde fiyata kahvaltının bile dahil olmadığını bilmelisiniz. Otel fiyatları Manhattan adasının dışına çıkıldığında ucuzluyor ancak adada kalacaksanız geceliği 200$'ın altında kalınabilir kalitede bir oda bulmanız zor gibi. Birçok otelin odası küçücük ve valiz açacak yer bile bulamayabiliyorsunuz. Rezervasyon sırasında buna da dikkat etmenizde fayda var kesinlikle. Otel odası makul büyüklükte ve çok eski olmasın derseniz fiyatlar daha da yukarıya çıkıyor. Biz Manhattan'da, Time Square'e çok yakın, 40. cadde üzerinde, temiz, odası ferah güzel bir otelde kaldık. "Distrikt Otel" Kesinlikle tavsiye edebilirim.

Daha ucuz bir otelde kalmak isterseniz, en mantıklı bölgeler Manhattan adasına metro ile ulaşabileceğiniz, Brooklyn, Queens ve ya Bronx civarında kalmak sanırım. Günün her saaatinde bu bölgelerden Manhattan'a metro ile gidip gelebilirsiniz. Biz, çok gec saatlerde binmesek de gün içinde metroları gayet güvenli diyebilirim.

New Jersey de kalmak için güzel bir bölge ancak Manhattan'dan bu bölgeye metro olmadığı için, adaya ulaşım sadece otobüs ve deniz taksileri ile yapılabiliyor. Gidip gelmek için otobüs saatlerine dikkat etmeniz gerekecek mutlaka.

New York'ta Ulaşım
New York kesinlikle yürüyerek gezilmesi gereken bir şehir. Hemen her sokakta karşınıza süpriz bir mekan çıkabiliyor. Bu şehirde çok yürüyeceğinizi bilin ve yanınıza mutlaka çok rahat bir yürüyüş ayakkabısı alın derim. Caddeler dikey olarak sağdan sola, sokaklar ise yatay olarak aşağıdan yukarıya artacak şekilde numaralandırılmış durumda. Bundan dolayı aradığınız yeri çok kolay bulabiliyorsunuz zaten.

Her ne kadar yürüyerek gezilmesi gereken bir şehir olsa da, metro ya da taksi mutlaka kullanmanız gerekecek. Manhattan adasında hemen her yere metro ile ulaşabiliyorsunuz. Ancak yaz aylarında metro istasyonlarının çoooook sıcak olduğunu söylemeliyim. Trenler klimalı olduğu için serin oluyor ancak tren gelene kadar beklediğiniz istasyonlarda sıcaktan çok bunalabilirsiniz. Eğer metroyu sık kullanmayı planlıyorsanız tek biletler halinde almak yerine haftalık sınırsız kullanım kartları almanız daha mantıklı olacaktır.

Manhattan'da taksi de sık kullanacağınız ulaşım araçlarından kesinlikle. Kısa mesafe gidecekseniz metro ile zaman kaybetmek yerine taksiye binin derim. 10-15 sokağı 5-6$'a gidebilirsiniz. New York'un en sevdiğim yönlerinden biri de tıpkı bizdeki gibi yoldan durdurup taksiye binilebiliyor olması. Zaten şehirde o kadar çok taksi var ki, tıpkı filmlerdeki gibi elinizi kaldırıp "taksi" dediğinizde hemen biri önünüzde duruyor diyebilirim :) Avrupa'nın birçok şehrinde bunu yapamıyorsunuz maalesef. Mutlaka duraktan arayıp çağırmanız gerekiyor.

Turistler için Manhattan'ı gezmek amaçlı kullanılan önemli bir ulaşım aracı da "city sightseeing" otobüsleri. Şehrin önemli tüm turistik noktalarından geçen ve tüm bu noktalarda inip gezdikten sonra yeniden binebileceğiniz bu otobüsleri de kullanabilirsiniz. New York'ta sadece 3-4 gün kalacaksanız özellikle bu otobüsleri tavsiye ederim. Kısa sürede çok şey görmenizi sağlar. Tek günlük bilet 45$, iki günlük bilet 55$ olarak satılıyor. Nerede satılıyor derseniz; Times Square civarında dolaşırken, ellerinde tanıtım broşürleri ile onlar sizi bulacaktır zaten, merak etmeyin :)

New York'ta Nereleri Görmeli? Ne yapmalı?
Bu şehirde görülecek o kadar çok şey var ki nereden başlayacağına şaşırıyor insan. Ancak şehri gezmeye nereden başlarsanız başlayın, bu şehre ilk defa geliyorsanız, mutlaka çoğunu görmek isteyeceğiniz 6 önemli müze ve turistik noktaya, yaklaşık yarı fiyatına girebilmenizi ve bilet sıraları beklememenizi sağlayan City Pass almanız mantıklı olacaktır. (Metropolitan Müzesi, MoMA, Natural History, Empire State, Top Of The Rock ya da Gugenheim Müzesi, Özgürlük Heykeli ya da Circle Line Cruise için geçerli) Tüm bu yerlerin toplam giriş fiyatı 150$ civarındayken, City Pass ile 85$ gibi güzel bir fiyata girebiliyorsunuz, üstelik bilet sırası beklemeden. Daha ne olsun :)

9 gün geçerli olan City Pass'i bu 6 noktadan, ilk gittiğinizden alabilirsiniz. Detaylı bilgi almak isterseniz; www.citypass.com/new-york adresine bakabilirsiniz.

New York'ta görmeden dönmeyin diyebileceğim yerlerin başında, şehrin simgesi durumunda olan yapılar geliyor elbette. Bunların da en başında "Özgürlük Heykeli" bulunuyor. Ülkenin kuruluşunun 100. yılında Fransa tarafından hediye edilen heykel, hiç şüphesiz ki Dünya'nın en çok bilinen abidelerinden biri. Heyekelin bulunduğu adaya çıkıp, daha yakından görmek ya da içine girmek isterseniz, adanın en güney ucundaki Battery Park'dan kalkan teknelere binebilirsiniz. Ancak her zaman çok sıra olduğunu belirtmeliyim. (City Pass'de bileti bulunuyor) Ancak siz de bizim gibi adaya çıkmaya gerek yok, gemi ile yakınından geçip fotoğraflarını çekmek yeterli olur diyenlerdenseniz City Pass'de bulunan bir diğer gemi turu olan Circle Line Cruise'u seçebilirsiniz. Özgürlük Heykeli'nin de çok yakınından geçip fotoğraflama imkanı veren bu gemi turunun 2 ve 3 saatlik seçenekleri bulunuyor. 3 saatlik olan seçenekte, tüm Manhattan adasının etrafında tam bir tur yapıldığı için biz bunu seçmiştik ancak, çok uzun olduğunu ve özellikle de adanın yukarı taraflarında çok bir şey olmadığı söyleyebilirim. Bu nedenle sadece adanın güney kesimlerini gezen 2 saatlik turu seçmenizi öneririm. Adayı mutlaka bir de denizden görmek lazım bence.



City Pass almak istemiyor ancak Özgürlük Heykelini yakından görmek, Manhattan adasını bir de denizden fotoğraflamak istiyorsanız, bu durumda yine Battery Park'tan kalkıp, Özgürlük Heykeli'nin yakınından geçen ve ücretsiz olan "Staten Island" feribotuna binebilirsiniz. Feribotun giderken sağına, dönerken ise soluna oturursanız çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Sehrin simgesi dururumunda olan bir diğer yapı ise, birçok filmde neredeyse başrol oyuncuları kadar yer almıştır diyebileceğimiz "Empire State" elbette. :) Özellikle Meg Ryan ve Tom Hanks'in oynadığı "Sleepless in Seatlle" filminde, Empire State'intepesindeki o unutulmaz kavuşma sahnesinden sonra bu binayı her zaman görmek istemişimdir. Binaya, mutlaka güneş batmadan hemen önce çıkıp, şehrin hem gündüz hem de ışıklar içindeki muhteşem gece görüntüsünü izlemenizi tavsiye ederim. Eğer City Pass almadıysanız binaya çıkarken sıra beklememek için biletinizi önceden internetten de alabilirsiniz. ( www.esbnyc.com/tickets)


                                                                          Empire State ve Gece Manzarası

Empire State binası gibi şehri yukarıdan izleyebileceğiniz, muhteşem bir manzaraya sahip bir diğer yer ise, Rockefeller Meydanı'ndaki binanın "Top of The Rock" diye adlandırılan en üst katı. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir şehir manzarasına sahip. Newyork'ta çok fazla gün kalmayacaksanız bu iki binadan sadece birini seçip, şehri bir de yukarıdan mutlaka görün derim. Benim tercihim Empire State olurdu.


                                                  Rockefeller Center ve Top of The Rock'dan Görülen Manzara

Holywood filmlerinde birçok ayrılık ve kavuşma sahnesine ev sahipliği yapmış "Grand Central Station" da görülmesi gereken yapılardan kesinlikle. Şehrin bu en büyük tren istasyonu, o kadar güzel, o kadar ihtişamlı bir binaya sahip ki, şehrin görülmesi gereken simge binalarının arasında yerini alıyor hemen.
                                                                       
Şehrin simgelerinden biri sayılan ve mutlaka görmeniz gerektiğini düşündüğüm bir diğer yapı ise "Brooklyn Köprüsü." Manhattan ve Brooklyn'i birbirine bağlayan, yapıldığı dönemde dünyanın en geniş asma köprüsü olan bu güzel köprünün ortasında, yürüyerek geçebileceğiniz bir yaya yolu da bulunuyor. Köprüden yürüyerek geçerken, neden bizdeki "Boğaz Köprüsü'nden" de yürüyerek geçemiyoruz diye üzülüyor insan. Boğaz Köprüsü, Brooklyn Köprüsü'nden çok daha muhteşem bir manzaraya sahip kesinlikle. Yazık, çok yazık. :(

Köprüyü yürüyerek geçip yorulduysanız köprünün Brooklyn tarafının hemen altında, güzel bir Manhattan manzarası izleyebileceğiniz River Cafe'de ya da yakınındaki parkta oturup dinlenebilir, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Çok güzel bir manzara var gerçekten.

                                                                        Grand Central Station ve Brooklyn Köprüsü

Birçok çağdaş mimar tarafından New York'taki en güzel binalardan birisi olarak kabul edilen "Chrysler Binası", bence de şehrin en güzel binası gerçekten. Dünya Ticaret Merkezi'nin yıkılmasından sonra tekrar şehrin en yüksek binası ünvanını geri alan Empire State, her ne kadar daha ünlü olsa da, Chrysler Binası kesinlikle çok daha estetik ve çok daha güzel bir bina. Denizden baktığınızda şehrin silüetine güzellik katıyor. Sex and The City dizisinin başlangıç jeneriklerinde bol bol gördüğümüz bu güzel binayı mutlaka uzaktan da olsa görüp, fotoğraflayın derim.

Şehrin simge yapıları arasında olup görülmesi gerektiğini düşündüğüm son bina ise "Flatiron" Yapıldığı dönemde çelik iskelet kullanılan ilk bina olması sebebiyle mimari alanda çığır açan bina olarak kabul edilen bu üçgen binanın, yapıldığı dönemde halk tarafından kesinlikle ayakta duramayacağı, yıkılacağı düşünülmüş. Yıllarca ne zaman yıkılacak acaba diye beklemişler. :)

                                                                          Chrysler ve Flatiron Binaları 

New York için kesinlikle müzeler şehri diyebilirim. Aklınıza gelebilecek hemen her konuda açılmış irili ufaklı müzeler bulunuyor. Müze gezmeyi seven biriyseniz kesinlikle bu şehri seversiniz. Bunların içinde en popüler olanları; New York'un en büyük müzesi olan Metropolitan, modern sanat müzesi MoMA, (En üst kattaki Dali, Picasso, Van Gogh gibi sanatçıların birkaç eserini saymazsak kesinlikle bizim İstanbul Modern çok daha güzel bir modern sanat müzesi diyebilirim :) ) özellikle dinozorları ve okyanus yaşamını görmek için Natural History, Solomon Guggenheim'ın modern sanat yapıtlarından oluşan koleksiyonunun sergilendiği Guggenheim ve ünlülerin balmumu heykellerinin sergilendiği Madam Tussaud

                                                                 Metropolitan ve Natural History Müzeleri

New York'un en sevdiğim yanlarından biri de parkları oldu kesinlikle. Central Park New York filmlerinde sık sık gördüğümüz, insanların yemyeşil çimenlik alanlarında piknik yaptığı, bisiklete bindiği, gölde kayıklar ile gezdiği, şehrin ortasında kilometrelerce alan kaplayan bir vaha gerçekten. New York seyahatimizin bir gününü bu parkta çimenlere yayılıp piknik yaparak geçirmek istesem de hava o kadar sıcaktı ki ne piknik yapabildik ne de gölde kayık ile gezebildik maalesef. New York'lular alışmış bu sıcağa sanırım. Ben sıcaktan nefes almakta bile zorlanırken, onlar çimenlere yayılmış, güneşleniyorlardı. :) Siz de bu şehre bizim gibi sıcak yaz aylarında giderseniz bu parkı yürüyerek gezmek yerine fayton turu yapabilir ya da çoğunu Amerika'da okumak için gelmiş Türk öğrencilerin kullandığı bisikletli çek çek ile gezebilirsiniz. Yanında Türkçe rehberlikte bedava :) Turun sonunda da Boathouse'da oturup, kayıkla gölde gezenlerı seyrederek bir şeyler içebilirsiniz.

                                                                                             Central Park

Tüm şehirde parklar dışında neredeyse tek bir ağaç bile olmadığından, New York'lular için bu parkların önemi çok daha fazla sanırım. "11 Eylül günü Dünya Ticaret Merkezi'ni bombalamak yerine Central Park'ı yok etselerdi, bu, New York'lular için çok daha büyük bir travma olurdu sanırım" gibi cümlelerin kurulduğunu da düşünürsek, bu parkın New York'lular için ne kadar önemli olduğu daha iyi anlayabiliriz sanırım.

New York'da çok sevdiğim bir diğer park ise Bryant Park oldu. Otelimize çok yakın olan bu küçük ama güzel parkta sürekli bir hareket vardı. Sabahları toplu halde yoga yapanlar, sandwichlerini alıp kahvaltı edenler, akşam üzeri parkta dans eden, oyunlar oynayan insanlar, geceleri açıkhava sineması gibi sürekli bir etkinlik vardı.

                                                                                              Bryant Park

New York 24 saat yaşayan bir şehir gerçekten. Bu 24 saat yaşama olayının tam kalbi de Times Square kesinlikle. Burası günün hangi saati giderseniz gidin, bizdeki "İstiklal Caddesi" gibi her daim çok kalabalık. Ancak en büyük farkı, çevredeki tüm binalar neon ışıklı tabelalar ile kaplandığından gecenin en karanlık saatlerinde bile gündüz gibi ışıl ışıl. İnsan burada saat kavramını karıştırıyor gerçekten. Times Square'e gelmişken mutlaka tam meydanda bulunan ve o akşamın Brodway müzikallerinin biletlerini yarı fiyatına satan TKTS gişelerine de uğramadan dönmeyin derim. Gişe her gün saat 14:00-15:00 civarında açılıyor. 170$'lık bileti 70$'a alabiliyorsunuz. Ancak önünde ciddi uzun kuyruklar olabiliyor maalesef. Bir diğer TKTS gişesi de South Street Seaport'da bulunuyor. Buradaki gise saat 12:00 civarında açıldığından dolayı daha ön sıralardaki biletler bitmeden ve daha az sıra bekleyerek alabilirsiniz. Bu indirim gişelerinde sadece o akşam oynayacak olan müzikallerin biletleri yarı fiyatına satılıyor unutmayın. İleri tarihe buralardan indirimli biletler alamazsınız. Biz buradan Ricky Martin'in de oynadığı "Evita" müzikaline biletlerimizi almıştık. Sahne, dekor, ışıklandırma ve özellikle de Ricky Martin muhteşemdi gerçekten. Hangi müzikale gitsek acaba diye düşünenlere tavsiye ederim kesinlikle. İzlemedim ama yıllardır oynayan Mamma Mia, Chicago, Lion King müzikalleri de okuduğum bir çok yerde şiddetle tavsiye ediliyor.


                                                                               Times Square ve Evita Müzikali

New York kendinizi turist gibi hissetmediğiniz, sanki orada yaşayan yerel halktan biriymiş gibi araya karıştığınız bir şehir gerçekten. Dünyanın her yerinden gelmiş, farklı kültürlerdeki insanlar ile birlikte yaşıyorsunuz gibi. Bu farklı kültürlerin içinde de en kalabalık topluluk çinliler sanırım. New York'un içinde kendilerine ait bir Çin Mahallesi bile var. İtalyan Mahallesi (Little İtaly) ile yan yana olan Çin Mahallesi, İtalyan Mahallesi'nin yıllar içinde küçülmesi ile birlikte buraya da yayılarak gittikçe daha da büyümüş. Bizim Eminönü gibi sokak tezgahlarının olduğu, her türlü sahte malın satıldığı, bir bölge burası. Ancak burası benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Evlerin, dükkanların çok daha Çin kültürüne göre dekore edildiği, renkli, cıvıl cıvıl bir yer bekliyordum sanırım ama öyle çıkmadı. New York'taki İtalyan Mahallesi ise, mahalle dendiğine bakmayın, yıllar içerisinde küçülerek tek bir sokağa sıkışmış durumda. Sokak boyunca sağlı sollu kurulan restoranlar ile güzel bir İtalyan yemeği yiyebileceğiniz bir yer burası.

                                                                                   Çin ve İtalyan Mahalleleri

SoHo ve Village bölgeleri New York'da mutlaka görmeniz gereken bölgelerin arasında yer alıyor. SoHo, South of Houston'un kısaltması aslında. Houston Caddesi'nin güneyi anlamında kullanılmış. Zamanında bir emlakçı tarafından bu bölgeyi tarif ederken kullanılmaya başlanmış ve zamanla o kadar çok benimsenmiş ki bölgenin adı bir süre sonra SoHo olarak anılmaya başlanmış. Ünlü restoranların, şirin kafelerin, butik mağazaların, sanat galerilerinin olduğu, turistler tarafından da çok rağbet gören bir bölge burası. Özellikle Sex and The City izleyenlerin bir numaralı bölgesi :) Bu bölgenin, bizdeki Nisantaşı ile Cihangir arası bir havası var da diyebilirim.

                                                                                                   SoHo

Sehrin son yıllarda popüler olmaya başlayan bir diğer bölgesi ise Meatpacking District. Eskiden kasapların olduğu et paketleme alanı olmasından dolayı bu adı alan bölge, son yıllarda açılan lüks oteller, butik dükkanlar, restoranlar ve barlar nedeniyle şehrin en popüler bölgelerinden biri olmuş durumda. Gece hayatının kalbi burada atmaya başlamış. Kapısında bodyguard'ların dikildiği, içeri girmek için önünde kuyrukların olduğu kulüpler görebilirsiniz.

Yüksek gökdelenlerden gökyüzünü göremediğiniz, takım elbiseli iş adamlarının sokakta koşturduğu, ünlü boğa heykeli, New York Borsası ve Wall Street'in bulunduğu ve 11 Eylül saldırılarında ikiz kulelerin yıkıldığı alana çok daha yüksek gökdelenlerin yapılmaya başlandığı Financial District diye adlandırılan bölgeyi de görmelisiniz mutlaka.




New York'ta Alışveriş
Gelelim en sevdiğim konuya; New York'ta nereden alışveriş yapabiliriz? Bu şehir alışveriş yapmak isteyenler için tam bir cennet gerçekten. En lüks markalardan, vintage kıyafetlere kadar her şeyi Türkiye'dekinden çok daha makul bir fiyata bulabilirsiniz. New York'ta alışveriş denilince akla gelen ilk yer, ünlü 5. cadde elbette. Burası bizim Bağdat Caddesi gibi, lüks markalardan daha standart markalara kadar, her türlü şeyi bulabileceğiniz uzuuunn bir cadde. Bu cadde, tüm Manhattan'ı boydan boya geçse de, caddenin kalbi 35. sokaktaki Empire State ile 59. sokaktaki Grand Army Plaza arasında atıyor diyebiliriz. New York'ta alışveriş için atlanmaması gereken bir diğer bölge de SoHo kesinlikle. Nişantaşı butikleri tadında dükkanları ile mutlaka gezilmesi gereken yerlerden. Vintage magazalarını karıştırmayı sevenlerdenseniz de doğru bölgedesiniz. Lanvin babetler, Louboutinler, Channel elbiseler. Lüks ama ucuz arıyorsanız gideceğiniz yer SoHo'daki Roundabout Resale olmalı.

Gelelim Outlet magazalarına. Amacınız çok ucuza alışveriş yapmak ise outletlerin en büyüğü ve en popülerlerinden biri olan Century 21'e uğramadan dönmeyin derim. Burası bizdeki Boyner mantığında, ayrı ayrı mağazaların olmadığı, içinde her türlü markanın açık store şeklinde yan yana sergilendiği büyük bir outlet alışveriş merkezi. Fiyatlar gerçekten ucuz. Ancak karıştırıp bulmak gerekiyor. İçeride marka marka ayrılmış mağazalar olmadığı için karışık bir yer ve bundan dolayı aradığını bulmak biraz yorucu olabiliyor. Benim gibi, bu tür karışık ortamlarda alışveriş yapmayı sevmeyenlerdenseniz kesinlikle Century 21 yerine, Manhattan'ın biraz dışında bulunan  (1 saat kadar uzaklıkta) Woodbury Common Premium Outlet'e gitmenizi tavsiye ederim. Burası alışveriş yapmayı planlamayan birisini bile yoldan çıkartır kesinlikle. CK ve DKNY jean'leri 20$ civarında bir fiyata aldığımı söylersem ne demek istediğimi anlarsınız sanırım. :) Bu fiyatlardan dolayı çok popüler olan outlete, haftasonu çok kalabalık olduğundan kesinlikle hafta içi gitmenizi tavsiye ederim. Biz hafta içi gittiğimiz halde bazı mağazaların önünde içeri gitmek için bekleyen kuyruklar oluşmuştu bile. Özellikle Tory Burch mağazasının önündeki, içeriden biri çıkmadan yeni birisini almadıkları o uzun kuyruğu unutamam :) Woodbury'e gitmek için en iyi yol, 8. cadde ile 41. sokağın kesişimindeki otobüs terminali. Otobüs bileti kişi başı 40$ civarında ancak outlete vardığınızda biletle birlikte verilen kupon ile müşteri ilişkilerinden indirim kuponu kitapçığını alarak bu 40$'ı çok rahat çıkartabiliyorsunuz. Yanınızda, birçok kişinin yaptığı gibi aldıklarınızı içine koymak için çek çekli boş bir valiz getirmediyseniz :) gezerken taşımamak için günlüğü 10$ olan dolaplardan kiralayabilirsiniz. Biz otobüsten iner inmez dolabımızı kiralayıp, gün içinde de aldıklarımızı oraya koyarak çok rahat etmiştik gerçekten. Ya da birçok kişinin yaptığı gibi valizi oradan alıp içini doldurabilirsiniz. Ancak ben tüm New York'ta en ucuz valizleri T.J.Maxx denilen outlet alışveriş merkezinde bulduğumu söylemeliyim. Eğer valiz almayı planlıyorsanız kesinlikle buraya bir uğramalısınız. Samsonite valizlerin kabin boyunu 50$ en büyük boyunu ise 90$ civarında bir fiyata alabilirsiniz. Bu valizlerin Türkiye'deki fiyatını bilince ihtiyacı olmasa bile alası geliyor insanın. :)

Amerika'ya gittiğinizde uğramadan dönülmemesi gereken mağazalardan biri de Apple Store elbette.
5.cadde'nin Central Park ile kesiştiği bölgedeki, camdan, yerin altına inilen ve 24 saat açık olan mağaza görülmeli gerçekten. İçerideki kalabalığı görünce "sanırım bedava bir şeyler dağıtılıyor" diyebilirsiniz :)

                                                                       Woodbury Common Outlet ve Apple Store

Prada'nın 575 Broadway'deki konsept mağazasını da görmelisiniz bence. Bir şey almasanız da müze gibi gezmek için bile görülmeli.

Bu arada Amerika uçuşlarında, ekonomi sınıfında kişi başı max 23 kiloluk tek bir valiz + el bagajı, comfort class uçuyorsanız da kişi başı max 23 kiloluk iki valiz + el bagajı hakkınız olduğunu unutmayın. Özellikle ekonomi uçuyorsanız ve Amerika'dan alışveriş yapmayı planlıyorsanız kilo sınırını aşıp ceza ödememek için boş bir valiz ile gitmenizde fayda var, orada dolacak nasıl olsa :)

Kitap ve kırtasiye ürünlerine meraklıysanız, New York kitapçılarını çok seveceksiniz gerçekten. Özellikle kitapseverler için rüya gibi olan Barnes & Noble'a bayılacaksınız. Dalıp da saatler harcamamak işten bile değil. Bleecker Street'in köşesinde açılan kitapçı BookMarc ise Marc Jacobs'ın kırtasiye tutkusunun son noktası kesinlikle. Ünlü tasarımcının imzasını taşıyan birçok kırtasiye malzemesi de satılıyor içeride.


New York'ta Yemek
New York Dünya'nın tüm mutfaklarını, hem de iyi kalitede bulabileceğiniz bir restoranlar şehri aynı zamanda. Türk, Yunan, İtalyan, Fransız, Japon, Çin, Meksika, Tayland, Brezilya.... Kısacası tatilde iyi yemek yemeği sevenlerdenseniz tam yerine geldiniz :)

Şehirde iyi kalitede Türk Mutfağı restoranları da bulunuyor. Ancak zaten en iyi Türk Mutfağını ülkemizde yediğimize göre diğerlerine geçelim :)

Amerika denince akla ilk gelen yemek hamburger elbette. Çok güzel bir hamburger yemek istiyorsanız ilk rotanız kesinlikle Le Parker Meridien Otel'in giriş katındaki Burger Joint olmalı. Hamburgeri New York'ta yediklerimin içinde en iyisiydi diyebilirim. Rahat ve salaş bir ortamda tahta masalara oturun ve cheeseburgerinizi söyleyip keyfinize bakın. Ancak hamburgerinizi açıkhavada, daha keyifli bir ortamda yemek isterseniz tercihiniz kesinlikle Madison Square Park'taki Shake Shack olmalı. Hamburgerinizi alıp parktaki masalara oturup sincaplar ile birlikte yemeğinizi yiyebilirsiniz. Şehirde 5 farklı noktada şubesi bulunan hamburgercinin tüm şubelerinin önünde istisnasız kuyruklar göreceksiniz. Kuyruğa girmekten çekinmeyin, beklemeye değer :) Önereceğim son hamburgerci ise Upper East Side'daki JG Mellon. O bölgelerde dolaşırken acıkırsanız kaçırmayın derim.


                                                                                    Burger Joint ve Shake Shack

İyi bir sosisli sandwich için ise gitmeniz gereken yer 86. sokak üzerinde bulunan "Papaya King" Oturma yeri bulunmayan, alıp ayak üstü yiyebileceğiniz, ancak gerçekten çok lezzetli hot dog'lar yapan bir yer burası.

Güzel bir pizza yemek için en doğru adres kesinlikle Soho'daki Lombardi's. New York'taki ilk pizzacı olan restoranda yemek isterseniz biraz sıra beklemeyi göze almanız gerekiyor. İtalyan mutfağı için önereceğim ikinci adres ise Eataly. Flatiron binasının yakınındaki, İtalyan mutfağına dair aklınıza gelebilecek her şeyin en tazesini bulabileceğiniz bu dev supermarket içinde aynı zamanda bir çok farklı restoranı da barındırıyor. Çok güzel, keyifli bir ortamda öğle yemeği yemek için çok ideal.



                                                                                         Eataly ve Lombardi's

Açıkhavada güzel bir kahvaltı için Meatpacking'deki Fransız cafe'si Pastis'i tavsiye ederim. Açıkhava olmasa da lezzetli yemekleri için SoHo'daki ünlü Balthazar'ı da deneyebilirsiniz. Özellikle Balthazar'a akşam yemeği için de gidilebilir. 


                                                                                           Pastis ve Balthazar

Dev gibi ve çok lezzetli sanwichler için, bir New York klasiği olan ünlü şarküteri Katz's mutlaka gidilmesi gereken yerlerden bence. Kıtır kenarlı Latkes'leri de (patates mücveri) denenmeli mutlaka. Mekanın o kadar çok müdavimi varmış ki başka eyalatlerden tur ile geliyorlar :) Özellikle hafta sonları çok kalabalık oluyor. Hafta içi gitmekte fayda var.
 

Balık dışındaki deniz mahsullerini de sevenlerdenseniz, bu konuda da çok iyi restoranlar olduğunu söylemeliyim. İlk önerim, New Jersey'deki The Crab House. Nehrin kenarında, Manhattan manzaralı restoran bu konuda gerçekten çok başarılı. Ortaya söylediğimiz tüm atıştırmalıklar çok lezzetliydi gerçekten. Önlüğü boynunuza takıp, yengeç bacaklarını yemeğe başlayabilirsiniz. :)



Mutlaka gitmenizi önereceğim diğer iki deniz mahsülleri restoranı ise Times Square civarında. Red Lobster ve Bubba Gump Shrimp. Red Lobster'da 25$ gibi çok makul bir fiyata, içinde istakoz da bulunan büyük bir deniz mahsülleri tabağı alabiliyorsunuz ve her şey çok lezzetli gerçekten. Bubba Gump ise Forrest Gump filmini izlediyseniz hatırlayacağınız, filmde geçen karidesçi. Duvarlarda filmde kullanılan orjinal kıyafetler sergilenen restoranda, Forest Gump’ı izleyebileceğiniz, sürekli bir TV yayını da var. Keyifli eğlenceli bir ortam gerçekten, yemekler de lezzetli. Bu arada, masanızda bulunan ‘run forest run’ tabelasını, altındaki ‘stop forest stop’ tabelasıyla değiştirmediğiniz sürece masanıza garson uğramıyor. Bilmenizde fayda var. :)



                                                                          Red Lobster ve Bubba Gump Shrimp

Eğer falafel seviyorsanız, ilk olarak Amsterdam'da deneyip çok sevdiğim fast food restoranı Maoz'u kesinlikle denemenizi tavsiye ederim. Sandwich ekmeği arasına koyulan, kızarmış falafel köfteleri ve coslow salatası ile birlikte lezzetli bir öğle yemeği yiyeceğiniz garanti. 7. cadde ile 40. sokak arasındaki şubesinden sandwichlerinizi alıp hemen yakınlardaki Bryant Park'ta oturup keyifle yiyebilirsiniz.

Güzel bir çin yemeği için Mr Chow, Sushi için ise Bond Street Sushi ya da Hane Susuhi'ye gidebilirsiniz. Bir çok kişi Bond Street'i sushileri için tercih etse de kalamar, yengeç gibi deniz mahsülleri ile yapılan risottoları da kesinlikle denenebilir.

Günlük yapılan sandwich'ler ve taze meyve suları için önereceğim bir başka mekan ise Pret a Manger olacak. New York'ta bir çok yerde şubesi bulunan bu zincirin lezzetli sandwichlerini de mutlaka deneyin derim.  




Güzel bir Meksika yemeği için adresiniz Lucy's Cantina Royale olmalı. Ne istediysek hepsi çok lezzetliydi gerçekten. İki katlı mekanın üst katı hem restoran hem de bar gibi kullanılıyor. Garsonlar sürekli sürahiler ile margarita ya da mohito taşıyor masalara. Hem güzel bir yemek hem de sohbet muhabbet ile birlikte bir şeyler içmek için keyifli bir yer kesinlikle.
 
SoHo civarında dolaşıyorsanız, öğle yemeği için en iyi seçeneklerden biri Mercer Kitchen kesinlikle. Son Survivor'da ödül olarak verilen New York seyahatinde,  Acun, benim New York'ta en sevdiğim restoranlardan biri diyerek yarışmacıları da buraya sokmuştu.

Tatlı için önerebileceğim iki adres var. Lady M Cake Boutique ve Magnolia. Lady M, güzel bir cheesecake için en doğru adreslerden diyebilirim. Yulaflı bisküviden yapılan ve çok hafif olan "gateau nuage'ı (bulut pastası) ya da adı her ne kadar "bin krep" olsa da araları pasta kreması kaplanmış 20 krepten oluşan "mille crepes" pastasını deneyebilirsiniz. Magnolia Fırını ise Sex and The City karakterlerinin tatlı krizlerini buradan aldıkları cupcake'ler ile bastırmalarının ardından ünlü olmuş bir yer. :) Özellikle çikolatalı Alman Pastası çok güzel. Sex and The City'de görülen Bleecker caddesindeki şubesi, NY'daki 4 şubeden biri.

South Street Sea Port, Manhattan'ın güneyinde açıkhava cafe ve restoranları ile dolu bir bölge. Özellikle hafta sonları hava da güzelse cafelerde yer bulmak mümkün olmayabiliyor. Cıvıl cıvıl bir yemek ortamı için gidilebilir.


                                                                        Lady M Cake Boutique ve South Street Seaport
 
Yapmadan dönmeyin
- Gün batımında Empire State'e çıkıp, New York'u bir de gece görmeden,
- Central Park'ta piknik yapmadan,
- Broadway'de müzikal izlemeden,
- SoHo'da sokaklarda dolaşmadan,
- Özgürlük Heykeli'ni fotoğraflamadan,
- Times Square'i ve ışıklı dünyasını görmeden dönmeyin. 

27 yorum:

  1. Yakında gideceğimiz bir şehir ve bilgilendirici yazı için teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel resimler ve müthiş anlatım için teşekkür ederim. Emeğinize sağlık kimsenin yapmadığı bir olay bu kadar uzun uzadıya bir metin daha görmedim. Ama çok güzel....

    YanıtlaSil
  3. Güzel yorumlarınız için çok teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  4. Sömestr tatilinde gidiyoruz bir aksilik olmaz ise. Ve bu kadar iyi anlatılmaz diyorum. Aşırı faydalı oldu benim için. Teşekkürler. Tolga

    YanıtlaSil
  5. Rica ederim , isinize yaradigina cok sevindim :)
    Simdiden, iyi tatiller :)

    YanıtlaSil
  6. okudukça New York u gezmiş gibi oldum. Ayrıntılı, iyi anlatımınız için teşekkür ederim. Resimler de bir harika...

    YanıtlaSil
  7. Y0rumlarınız inanılmaz faydalı oldu.hele bizim gibi 28 aralıkta gidecekler için.her şeyi tek tek not ettik.tekrar teşekkürler..iyi yıllar.

    YanıtlaSil
  8. Size de iyi yıllar ve şimdiden iyi tatiller :)

    YanıtlaSil
  9. Harika bir post olmuş! 3 yıldır New York' ta yasıyorum ama mekan önerilerinizi ben de not ettim :)

    YanıtlaSil
  10. 2 hafta sonra New York'a uçacak bir genç olarak; internette bulduğum en güzel ve kapsamlı yazı olduğunu ve önerdiğiniz yerlerin çocuğuna gideceğimi söylemeliyim.Fakat gece hayatı konusunda küçük bir yazı eklemeyi düşünür müsünüz diye sormadanda edemeyeceğim :)

    YanıtlaSil
  11. Bu kadar guzel ve itinali anlattiginiz icin cok tesekkurler. Emeginize ve gonlunuze saglik. Martin altisinda ucuyorum allah izin verirse, sizce 4 gunluk bir gezi otel masrafi olmadan kaca mal olur? Butun bu yazdiklarinizi gezmeye calisirsam tabi.Miami ile ilgili bir fikriniz varsa ve bunu da paylasirsaniz cok memnun olurum.
    Sevgiyle ve dostca kalin- Una

    YanıtlaSil
  12. Cok guzel anlatmıssın, Nisan sonunda bizde gidecegiz, yazdıklarını not aldım simdiden :)

    www.siyahbaykus.blogspot.com

    YanıtlaSil
  13. New York'a 2. gidişim olacak.. Bu kez eşim ve kızım ile birlikte gideceğiz. New York'u bilen bilmeyen herkes için çok güzel bir paylaşım olmuş... Tebrik ederim... Araştırdıklarım için de en kapsamlı diyebilirim... Sevgiyle kalın..
    Özlem

    YanıtlaSil
  14. Çok teşekkürler, şimdiden iyi tatiller :)

    YanıtlaSil
  15. gercekten cok aciklayici ve faydali bilgiler tesekkurler.konaklama icin new jersey i oneren arkadaslar varsa yorumlariniz benim icin cok faydali olacaktir.simdiden tesekkurler

    YanıtlaSil
  16. Oldukça yararlı bir yazı, teşekkür ederiz, ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  17. harika bir yazı olmuş. Gerçekten akla ilk etapta gelen bütün soruların ayrıntılı cevabını bulmak mümkün. Özellikle yemek konusundaki tavsiyelere bayıldım. şimdi biz hiç yorulmadan, düşünmeden sizden aldığım notlarla süper bir NY programı yapmış olduk, teşekkürler ve mutlu yıllar :)

    YanıtlaSil
  18. teşekkürler. Restoranlar bölümü için özellikle tebrik ederim. güzel özet.

    YanıtlaSil
  19. Yazını çok açıklayıcı ve yararlı buldum. Tam olarak öğrenmek istediğim noktalara değinmişsiniz. BEnim için çok yararlı olacağını düşünüyorum. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  20. Güzel bir rehber olmuş çok işime yarayacak...

    YanıtlaSil
  21. Çok güzel bilgiler paylaşmışsınız, çok faydalı olacak, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  22. gerçekten çok güzel bir yazı. çok işe yarayacağını düşünüyorum. fakat bu kadar detaylı yemek önerileri içinde steak için de bir öneri gözlerim aradı ama maalesef bulamadım.

    YanıtlaSil
  23. Keyifle okudum,iyi bir rehber olacak sanırım.

    YanıtlaSil
  24. çok güzel bir paylaşım olmuş, hepsini not ettik, yakın zamanda gitmeyi planlıyorduk..
    Teşekkür ederiz..

    YanıtlaSil
  25. teşekkür ederiz, çok güzel bir paylaşım olmuş. Yakın zamanda gitmeyi planlıyoruz..

    YanıtlaSil
  26. şu ana kadar new york hakkında okuduğum en detaylı blog oldu bu yazı. hem de kısa zaman sonra gideceğimiz nyc seyahatimizde hem de dönüşte blogumuza notlarımzı yazarken mutlaka faydalanacağız. elinize sağlık =)

    sadece bir soru sormak istiyorum. hot dog konusunu güzel anlatmışsınız ama domuz eti olup olmadığı konusunda çekincelerimiz var. bu konuda yardımcı olabilir misiniz?

    YanıtlaSil