24 Eylül 2012 Pazartesi

Gökçeada


Gökçeada Aydıncık Plajı
      Bu sene fırsat bulamasam da, son 5-6 yıldır hemen hemen her yaz, Bozcaada'ya gittim mutlaka. Beyaz boyalı rum evlerini, daracık sokaklarını, restoranların o dar sokaklara attıkları mavi, beyaz masalarını ve muhteşem temiz ve soğuk denizini her zaman çok sevmişimdir. Gökçeada'ya gitmek ise bu seneye kadar kısmet olmamıştı. Gökçeada'ya giden tanıdığım herkes, "Bozcaada'dan sonra çok beğenmeyebilirsin, sörf dışında çok bir şey yok" dedikleri için de bugüne kadar gitmeyi planlamamıştım açıkçası. Ancak gidince çok sevdim diyebilirim.

Güzel, temiz bir deniz, lezzetli yemekler, sakin bir ortam ve sıcaktan bunalmadan tatil yapmak istiyorsanız Gökçeada'yı kesinlikle tavsiye ederim.

Gökçeada'ya Nasıl Gidilir?
Gökçeada - İstanbul arası 350 km civarında ve yol yaklaşık 3,5 saat kadar sürüyor. Feribot zamanını da ekleyince toplam 5 saat içinde adaya varmış oluyorsunuz. İstanbul'dan önce Keşan'a, oradan Gelibolu'ya, son olarak da Kabatepe Feribot İskelesi'ne ulaşıyorsunuz. Bozcaada'ya gitmek için binilen iki feribot yerine, tek feribota bindiğinizden yol daha kısa sürüyor. Feribot saatlerine de www.gestasdenizulasim.com.tr adresinden bakabilirsiniz.
 
Gökçeada'da Nerede Kalalım?
Adanın rum köyleri güzel ancak hiç biri deniz kenarında değil maalesef. Bundan dolayı bu köylerde kalırsanız denize gitmek için biraz yol yapmanız gerekecek. Biz tam deniz kenarında ve adanın en güzel plajı olan Aydıncık Plajı'nda bulunan Gökçeada Sörf Eğitim Merkezi'nin otelinde kalmıştık. Bu otelde kalınca plajdan da ücretsiz yararlanabiliyorsunuz. Otel çok konforlu olmasa da, temiz ve kalınabilecek standartta. Tavsiye ederim.
 
Gökçeada'da Ne Yapalım, Nereleri Gezelim?
Ada, sörf sporu ile ünlü. Yılın her dönemi çok rüzgarlı olmasından dolayı, Dünya'nın her yerinden sörfçüler geliyor. Siz de bu spora meraklıysanız, ya da öğrenmenin tam zamanı diyorsanız, sörf dersi alabilirsiniz.
 
Adada koruma altında olan birçok rum köyü bulunuyor. Bozcaada'nın tersine bu köylerde gerçekten rumlar da yaşıyor. Bu köyleri gezebilirsiniz ancak birbirlerine çok yakın değiller maalesef. Mutlaka bir arabanız olması gerekiyor. Kaleköy, Tepeköy, Zeytinli mutlaka görmeniz gereken köyler bence.  Özellikle Zeytinli çok şirindi diyebilirim. Günü otelde ve otelin plajında geçirip, akşam üzeri bu köyleri gezip yemeğinizi de buralarda yiyebilirsiniz. Çok lezzetli yemekler yediğimi söylemeliyim. :)
 


Gökçeada'da Nerede Yiyelim?
Ada'da en keyif aldığım şey kesinlikle lezzetli yemekleri oldu diyebilirim. Ada'nın taze sebze ve meyvelerinden yapılan salatalar çok lezzetliydi gerçekten. Gittiğimiz tüm restoranlar daha önce giden arkadaşlarımızın tavsiyesiydi gerçi ama hepsinden memnun kaldık kesinlikle.
 
Son Vapur Balık (Kaleköy); Ortam da, yediklerimiz de çok güzeldi. Hemen yanındaki bardan gelen (Pembe Kaval) güzel bir canlı müzik eşliğinde keyifli bir akşam yemeği yiyeceğiniz garanti. Özellikle laos lokma şahaneydi. Giderseniz mutlaka deneyin derim. Bana teşekkür edersiniz. :) Rum cacığını ve ege otlarını da denemeden dönmeyin. 
 
Yakamoz Restoran (Kaleköy); Burası, adanın güneşi batırmak için en iyi noktalarından biri bence. Akşam mutlaka hava kararmadan gidip, güneşin denizin üzerinden batışını izlemenizi tavsiye ederim. Yemekler de güzel. Özellikle ahtapotu yumuşacık. Ege otlarını seviyorsanız kayakoruğunu da denemelisiniz. Tatlı olarak da fırında tahin helvası.
 


Orhan Karatay'ın Yeri (Zeytinli); Kesinlikle tatlı yemek için uğranması gereken bir yer. Revani ve krem karameli muhteşemdi. Sakızlı muhallebisi de çok hafifti.
Madam'ın Dibek Kahvesi (Zeytinli); Orhan Karatay'ın Yeri'nde tatlılarınızı yedikten sonra, sıra geldi rum bir aile tarafından işletilen mekanda, adanın meşhur dibek kahvesini içmeye. Kahvelerin yanında Kosta'nın eşi tarafından yapılan vişne ve ya bergamut likörlerinin de tadına bakabilirsiniz.




Son Vapur Cafe (Zeytinli); Eski bir taş köy evinin bahçesinde, ağaçlar altındaki masalarda, yunan müziği eşliğinde güzel bir yemek yemek için mutlaka gidilmeli. Asma yaprağında keçi peynirini, tahinli közlenmiş kırmızı biberi, karadut dondurmalı irmiği ve son vapur tatlısını mutlaka deneyin derim. Adada et yemek için de en doğru adres kesinlikle. Buharda oğlak eti, saçta kuzu. Hepsi şahaneydi. Özellikle oğlak etini daha önce yemediğimiz için alıp almamakta kararsız kalmıştık ancak garsonumuz mutlaka denememizi, buranın en talep gören yemeği olduğunu söyleyince deneyelim dedik. İyi ki de öyle yapmışız, tek kelime ile bayıldık. Adada serbest hayvancılık yapıldığı için etler çok lezzetli. Serbest hayvancılık nedir derseniz ben de burada öğrendim. Yol kenarlarında, çayırda, çimende sahipsiz başıboş dolaşan onlarca koyun, kuzu, keçi göreceksiniz. Hayvancılık yapan tüm ailelerin ayrı bir rengi var ve herkes kendi hayvanını bu renk ile işaretleyip doğaya salıyor. Hayvanlar aylarca gezip tozup rahat, stressiz otlanıyorlar. Zamanı gelince de hepsi toplanıp renklerine göre ayrılıyor. Her aile kendi rengi ile işaretlediği hayvanını alıyor. Süper değil mi? :)



Barba Yorgo'nun Yeri (Tepeköy); Adanın en yüksek köylerinden olan Tepeköy'deki mekanda, üzüm bağlarına ve manzaraya karşı keyifli bir kahvaltı için gidilmeli.



Gökçeada'dan Ne Alalım?
Her ne kadar tatil mekanı da olsa burası bir köy aslında. Merkezde satılan yöresel ürünlerden alabilirsiniz. Bal, zeytinyağı, çeşit çeşit sabunlar, yöresel reçeller alabileceğiniz ürünler arasında. Adanın meşhur bademli kurabiyesi Efibadem'den de almadan dönmeyin derim. Sahibi bir Türk olsa da, bir rum kurabiyesi bu aslında. Firmanın sahibi, "aradığım lezzeti yapan kadının adını kurabiyelere vereceğim" diyerek yıllarca birçok rum kadına yaptırmış. Sonunda Efi adındaki rum bayanın yaptığını o kadar beğenmişki kurabiyelerin adı Efibadem olmuş.
Yapmadan dönmeyin
- Sörf yapmadan,
- Rum köylerini gezmeden,
- Dibek kahvesi içmeden,
- Gün batımını izlemeden,
- Efibadem (bademli kurabiye) yemeden,
- Yöresel ürünlerden almadan dönmeyin.

2 yorum:

  1. Türkiye nin en güzel köşesi ... Yaza çıkarsam sağ salim farz oldu adaya gitmek artık hem bizim karadenizli çokmuş orda

    YanıtlaSil
  2. Gökçeada'ya gitmiş kadar olduk, gayet keyifli bir yazı olmuş, elinize sağlık.

    YanıtlaSil