4 Mayıs 2013 Cumartesi

Macaristan - Budapeşte

Parlamento Binası
     Tur şirketleri bu bölgelere genellikle Budapeşte, Prag, Viyana üçlüsü olarak turlar düzenliyor olsa da, 3-4 günlük turlarda koştur koştur gezmeyi hiç sevmediğimden, her bir şehri ayrı ayrı gezmeyi tercih etmişimdir. Prag, birkaç yıl önce gittiğim ve çok beğendiğim bir şehirdi gerçekten. Budapeşte için de her zaman Prag'a benziyor yorumları duyduğumdan, burayı da merak etmişimdir hep. 23 Nisan tatili de şansımıza 4 günlük olunca, arkadaşlarla birlikte nereye gidelim diye düşünürken Budapeşte'ye gitmeye karar verdik.
 
Tur şirketlerinin ayarladıkları oteller genellikle şehir merkezinden biraz uzak olur. Kalabalık bir grup şeklinde ve verilen kısıtlı saatlere uyarak gezmeyi sevmediğimden yurt dışı tatillerine tur şirketleri ile gitmek yerine her zaman kendim planlayıp gitmeyi tercih etmişimdir.
Ancak bu tatilde biraz son günlere kaldığımızdan dolayı, tam tatil dönemini kapsayan uçak biletlerinin fiyatları çok ciddi arttığından, Budapeşte'ye kendimiz gitmek yerine, bu seferlik bir tur şirketi aracılığı ile yarı fiyatına gidelim dedik. Tur şirketleri ile gezmeyi sevmiyorsanız bile uçak ve otel için tur alıp siz de bizim gibi gruptan ayrı gezebilirsiniz.
 
Budapeşte’ye Ne Zaman Gitmeli?
Budapeşte Orta Avrupa'da, Türkiye'den daha kuzeyde bulunduğu için, bizden daha soğuk bir iklime sahip olacağını düşünerek gitmiştik. Ancak İstanbul'da yağmurlu günler yaşarken Budapeşte'ye gittiğimizde kısa kollu tshirtler ile dolaştık diyebilirim. Hatta zaman zaman yaz sıcakları bile vardı. Bu şehri gezmek için en iyi dönem bir çok Avrupa şehrinde olduğu gibi ilkbahar ya da sonbahar kesinlikle.

Budapeşte’de Nerede Kalmalı?
Budapeşte, Tuna Nehri'nin iki yakasındaki Budin ve Peşte'nin 1873 yılında birleşmesi ile oluşmuş bir şehir. Nehrin batı yakasında Buda, doğu yakasında ise Peşte bölgesi bulunuyor. Buda tarafında bulunan tepelerdeki tarihi bölgeleri gezdikten sonra, yemek, alışveriş ve eğlenmek için zamanınızın büyük bir çoğunluğunu Peşte tarafında geçireceğinizden otelinizi bu yakada ayarlamanızı tavsiye ederim. Zincirli Köprü'ye yakın bir otel ayarlarsanız her yere yürüme mesafesinde ulaşabilirsiniz.

Budapeşte'de Ulaşım
Eğer merkezi bir otelde kaldıysanız birçok yere yürüyerek gidebileceğiniz büyüklükte bir şehir burası. Merkezin biraz dışında bir otelde kaldıysanız da sorun değil. Toplu taşıma araçlarıyla kolayca merkeze ulaşabiliyorsunuz. Aldığınız biletler; metro, tramvay, otobüs hepsinde kullanılabiliyor. Toplu taşıma araçlarına çok binmeyi planlıyorsanız tek biletler yerine günlük, haftalık vs şeklinde biletler alıp sınırsızca binebilirsiniz. Taksi de bizim gibi 4 kişilik bir grupsanız çok mantıklı bir ulaşım aracı oluyor aslında. Ancak taksiye binmeden önce kazıklanmamak için gideceğiniz yeri söyleyip ne kadar tutacağını sormanızda ve fiyatta el sıkışmanızda fayda var kesinlikle. Aynı mesafe için her bir taksi farklı fiyat tutabiliyor. Tur rehberimiz 5-6 farklı tarifenin olduğunu ve turist olduğunuzu anladıklarında taksimetredeki en yüksek tarifeyi ayarlayabileceklerini söyleyip otelimizden şehir merkezine maksimum 6-7 Euro'dan fazla vermememiz konusunda bizi uyarmıştı. Biz de her bindiğimizde farklı farklı fiyatlar duyunca ne kadar doğru olduğunu anladık gerçekten.

Budapeşte 2-3 gün içinde çok rahatlıkla gezilebilecek bir şehir kesinlikle. Bu kadar kısa sürede çok yer görmek için en mantıklı ulaşım araçlarından biri de tüm şehirdeki en önemli turistik noktaları dolaşan hop on hop off otobüsler. İçinde Tuna Nehri'nde bir tekne turu hakkı da bulunan 48 saatlik biletlerin fiyatı 15-20 Euro civarında. Birkaç farklı hop on hop off otobüs şirketi bulunuyor. Mavi, Yeşil, Kırmızı v.s.  Bazılarında Türkçe rehberlik hizmeti de var. Birinden aldığınız bilet diğerinde geçmiyor. Biletinizi alırken verdikleri haritadaki time table'lara bakmanızda fayda var. Bizim aldığımız her duraktan saatte bir geçiyordu. Daha sık geçeni varsa onları tercih edebilirsiniz. Biz mavi renkli olan otobüslerden biletlerimizi almıştık ancak çok memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğim. Diğer tüm tur şirketleri üstü açık otobüsler ile şehir turu yaptırırken bizimkisi bir yerden sonra otobüs değiştirtip, şehirler arası otobüsler gibi kapalı bir otobüse bindirip gezdirmişti ki hiç keyifli olmadı gerçekten.

Gallert Tepesi'nden Şehir Manzarası
Budapeşte'de Nereleri Görmeli? Ne yapmalı?
Şehrin Buda tarafı dağlık ve tepelik, Peşte tarafı ise düzlük diyebiliriz. Buda tarafında gezeceğiniz iki önemli nokta da şehri yukarıdan, güzel bir manzara eşliğinde görmenizi sağlayacak yerler kesinlikle. Bunlardan ilki Gellert Tepesi. Tuna Nehri'nden 140 metre yüksekte bulunan tepe, şehrin panoramik manzarasını yukarıdan kuş bakışı seyredebileceğiniz en iyi noktalardan biri kesinlikle. Söylentiye göre tepe ismini, Hristiyan yapmaya çalıştığı halk tarafından bir fıçıya konulup tepeden aşağıya yuvarlanan piskopos Gellert'ten almaktaymış.

Buda tarafında gezmeniz gereken bir diğer bölge Kale Tepesi ve Eski Şehir civarı kesinlikle. Tuna Nehrine bakan bu tepede; Kraliyet Sarayı, Matyas Kilisesi, ve benim en sevdiğim yapılardan biri olan Balıkçılar Burcu bulunuyor. Ayrıca Eski Şehir'in ara sokaklarında birçok müze ve tarihi yapıyı da görebilirsiniz. Kale Tepesi'ne hop on hop off otobüsleri ile ulaşabileceğiniz gibi, Zincirli Köprü'nün Buda ayağında bulunan finiküler ile de yukarı çıkabilirsiniz.

Kraliyet Sarayı (Budai var)İlk olarak 1255'de kale olarak inşa edilmiş olan yapı 1849'da Bağımsızlık Savaşı'nın ardından kurulan Macar hükümetinin yönetim binası olarak kullanılmaya başlanmış. Günümüzde ise ne bir kale, ne de bir saray olarak kullanılıyor. Adı her ne kadar kraliyet Sarayı olarak geçse de şimdilerde Macar Ulusal Galerisi'ne, Budapeşte Tarihi Müzesi'ne, Ulusal Kütüphane'ye ve Ludwing Çağdaş Sanatlar Koleksiyonu'na ev sahipliği yapmakta.

Kale tepesindeki bir diğer önemli tarihi bina olan Matyas Kilisesi ismini 15. yüzyılda bu kilisede iki kez evlenen Kral Matyas'tan almakta. 1541 yılında Buda şehrinin Osmanlılar tarafından fethedilmesi ile birlikte camiye dönüştürülüp adını Fethiye Camisi olarak değiştirmişler. 145 yıl cami olarak kullanıldıktan sonra 1686 yılında tekrar Macarların eline geçmesi ile birlikte yeniden kilise olarak kullanılmaya başlanmış.
 

                                     Matyas Kilisesi                                                                              Balıkçılar Burcu

Son olarak Kale Tepesi'nde görmeniz gereken ve bence bu bölgedeki en güzel yapı Balıkçılar Burcu (Halaszbastya) Şehir 13. yy'da başkent olup Balıkçı Lonca'sı tarafından korunduğundan dolayı yapıya bu adı vermişler. Şehir manzarasını en iyi seyredebileceğiniz noktalardan biri kesinlikle. Özellikle şehrin en güzel yapısı olduğunu düşündüğüm, Peşte tarafında Tuna Nehri'nin kıyısında bulunan Parlamento binasını en iyi görüp fotoğraflayabileceğiniz nokta burası diyebilirim.

Şehir tam ortasından Tuna Nehri ile ikiye ayrıldığından dolayı birçok köprü ile birbirine bağlanıyor. Bunlardan en ünlü ve kesinlikle en estetik olanı ;Zincir Köprüsü (Széchenyi lánchid) Üzerinde aslan heykellerinin bulunmasından dolayı aslanlı köprü olarak da bilinen köprünün yapımı için anlatılan ilginç bir hikayesi de var. "Köprüyü yapan mimar eserine o kadar çok güveniyormuş ki, yapımı bittiğinde kusursuz olarak adlandırıp, en küçük bir kusur bile bulabilirseniz köprüden atlayıp intihar edeceğini söylemiş. Tüm şehir halkı inceleyip köprüde hiçbir kusur bulamamışlar. Sonra bir gün küçük bir çocuk köprünün iki tarafında duran ağzı açık aslan heykellerine bakıp "bu aslanların dili yok" demiş. Bunun üzerine de mimarı kendini Tuna Nehri'ne atarak intihar etmiş.
 


Vaci Utca
Gelelim Peşte tarafına. Bu taraf daha düzlük ve yürümeye daha elverişli kesinlikle. Alışveriş yapabileceğiniz, üzerinde ünlü Macar Opera Binası'nın da bulunduğu Andrassy Ut, ya da  açık havada güzel bir cafede oturup geleni geçeni seyredebileceğiniz, trafiğe kapalı ünlü Vaci Utca caddeleri de bu yakada bulunuyor.

Peşte tarafında gezmeye Kahramanlar Meydanı'ndan başlayabilirsiniz.  Bu meydan ve çevresini saran heykeller, Macarların Orta Asya'dan gelişlerinin bininci yılına ithafen yapıldığından dolayı buraya Millenyum Meydanı da deniyormuş. Meydanı zamanın önemli kral ve din adamlarının heykelleri ile süslemişler. Çevresinde de birçok müze ve galeri bulunuyor. Meydanın arka tarafında bulunan köprüyü geçince güzel bir park ve kışın buz pateni pisti olarak kullanılan yapay bir göle ulaşıyorsunuz. Şehirde yılbaşı kutlamalarının en güzel yapıldığı, havai fişek gösterilerinin falan olduğu alan burasıymış. Bir yılbaşı günü yolunuz buralara düşerse uğramayı unutmayın :) Gölün hemen kenarında, hayvanat bahçesi tarafında, Robinson adında güzel yemekler yiyebileceğiniz bir restoran da bulunuyor. Domates soslu parpadelle süperdi. :) Öğle saatlerinde buraları geziyorsanız, bu restoranda mola verip keyifli bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.


                              Kahramanlar Meydanı                                                                 Robinson Restaurant

Budapeşte hayvanat bahçesi (ki kesinlikle tavsiye etmiyorum) ve ünlü termal havuzları Szechenyi Bath and Spa da bu bölgede, gölün hemen sol tarafındaki yolun üzerinde bulunuyor. Budapeşte termal kaplıcaları ile de ünlü bir şehir. Biz termal havuza falan girmeyiz, gerek yok diye düşünüp yanımıza mayo falan almamıştık ama mutlaka almanızı tavsiye ederim. Özellikle açık havuzları ile ünlü Szechenyi Kaplıcaları'nın fotoğraflarını görünce keşke alsaydık dedik :) Bu şehre sadece iki günlüğüne geldiyseniz termal havuzlar için vakit ayırmaya gerek yok belki ama 3-4 gün için geldiyseniz değerlendirebilirsiniz. Özellikle kış aylarında tepenizden kar falan yaparken, sıcak havuzlara girmek çok farklı bir keyif olabilir.

Budapeşte Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı topraklarına katılması ve yaklaşık 150 yıl kadar Osmanlının egemenliği altında olması nedeniyle birçok Osmanlı eserine de ev sahipliği yapıyor. Termal sularının bu kadar bol olmasının da etkisi ile sanırım özellikle Osmanlıdan kalma bir çok hamam bulunuyor. En ünlüleri Rudas ve Kiraly hamamları.

Kahramanlar Meydanı ve çevresini gezdikten sonra, ünlü markalara ev sahipliği yapan Andrassy Ut caddesinden yürüyerek aşağı inerek Vaci Utca caddesi ya da sahil kesimine ulaşabilirsiniz. Peşte tarafındaki sahilde görmeniz gereken en güzel, en görkemli yapı Parlamento Binası. Bina tartışmasız şehrin en güzel binası bence. Restorasyon nedeniyle biz içini gezemedik ama fırsat bulursanız içini de gezin derim. Okuduğum bir çok yerde içinin dışından da güzel olduğu yazıyordu. Gece ışıklandırması ise muhteşem. Zaten şehir gece ışıklandırması ile ödül almış. Bu nedenle şehri mutlaka bir de gece görmelisiniz. Bunun için en iyi yol nehirde gece turu yapan tekneler kesinlikle. Hava karadıktan sonra, Elizabet köprüsünün Peşte tarafından kalkan teknelere binip Margaret Adası'na kadar gidip tekrar aynı noktaya geri dönülen nehir turları bunlar. Adayı da gezelim, görelim derseniz hava kararmadan hemen önceki tekneye binip, Margaret adasında inip, hava karardıktan sonraki tekneler ile geri dönebilirsiniz. Böylece Budapeşte'nin nehirden görüntüsünü hem gündüz hem de gece görebilirsiniz.


                                                                                        Şehrin Gece Işıklandırması

Peşte tarafında görebileceğiniz bir diğer yapı da şehrin en büyük kilisesi olan Szent István Bazilikası. Bazilikanın kubbesindeki manzara platformuna ücret ödeyerek çıkabilirsiniz. Merdiven veya asansörle çıkılan kubbe, güzel bir Budapeşte manzarası sunuyormuş. Biz çıkamadık maalesef.  

Bir diğer görmenizi tavsiye edeceğim tarihi yapı Avrupa'nın en büyük Sinagog'u olan Central Synagogue. Gördüğüm en güzel sinagog diyebilirim. Özellikle pembe tavanı görülmeye değer kesinlikle.


                                                                                             Central Synagogue

Bizdeki kapalı çarşıya benzeyen, alt katı sebze, meyve, üst katı ise hediyelik eşyaların satıldığı Market Hall'de gezilmesi gereken yerler arasında geçiyor ancak hediyelik eşyalar bizde Eminönü'nde tezgahlarda satılır cinsten şeyler olduğu için gezip vakit kaybetmenize hiç gerek yok bence.
 


                                                                                                  Market Hall

Estergon
Budapeşte'yi gezdikten sonra vaktiniz kalıyorsa şehre bir iki saat uzaklıktaki yakın yerleri de gezebilirsiniz. Osmanlının batıdaki sahip olabildiği en uç noktasındaki kalesi olması bakımından da anlamlı olan Estergon Kalesi Budapeşte'ye yaklaşık 1- 1,5 saat uzaklıkta bir mesafede bulunuyor. Bir çok otelde broşürleri bulunan şirketlerin turları ile gidebileceğiniz gibi, tren ile de gidebiliyorsunuz. Biz 4 kişi olduğumuz için tur şirketlerine vereceğimiz paradan çok daha az bir paraya, otelin bir taksisi ile anlaşıp rahat rahat gidip gelmiştik. (100€) Taksi sizi kaleye kadar çıkartıp, 2-3 saatte bekliyor. O tarihi yerleri görelim derseniz gidin ama görülebilecek çok bir şey kalmamış maalesef. Gittiğinizde hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Kalenin içi müze olarak gezilebiliyor ancak birkaç Osmanlı kılıcı dışında pek bir şey yok. Bence asıl güzel olan manzara ve kalenin Tuna Nehri kıyısındaki konumu.

Taksi ile dönüş yolunda şirin bir Macar köyü olan Szentendre'ye de yarım saat kadar uğruyoruz. Sağlı, sollu hediyelik eşya dükkanları, sanat galerileri olan şirin bir kasaba burası. Cadde boyunca ilerledikçe açık havada oturup bir şeyler yiyip içebileceğiniz restoran ve cafelerin olduğu bölgeye geliyorsunuz. Siz de bizim gibi bu turu taksi ile yapmayı planlarsanız Estergon için daha az zaman ayırıp Szentendre için daha çok zaman ayırın. Meydandaki cafelerde oturup zaman geçirin derim. Köyde marzipandan yapılmış heykellerin olduğu bir marzipan müzesi de bulunuyor. Siz de benim gibi badem ezmesini çok sevenlerdenseniz bayılacaksınız. Marzipan ve Marzipan Likörü burada en çok satılan hediyeliklerden, almadan dönmeyin :)


                                                                                              Szentendre Köyü

Budapeşte'de Yemek
Budapeşte mutfağı et ağırlıklı bir mutfak. En ünlü yemekleri ise dana eti, soğan ve biberden yapılan, bazı yerlerde Gulaş Çorbası olarak da geçen sulu et yemeği. Gulaş yemek için, en iyi Macar mutfağını nerede yiyebiliriz diye danışarak bulduğumuz Matyas Pince'i kesinlikle tavsiye ederim. 1904 yılından beri olan ve klasik Macar mutfağı sunan bir yer burası. Gulaşı, klasik çorba gibi olmasa da gerçekten muaazzam lezzetliydi. Tadı damağımızda kaldı diyebilirim :) Biz öğle yemeği için gitmiştik ancak kesinlikle akşam gitmenizi tavsiye ederim. Budapeşte'ye gitmişken mutlaka bir akşam da çingene müzikleri çalan, yerel dansların da olduğu bir Çigan Gecesi yapmalısınız. Biz tur şirketimizin ayarladığı, biraz şehir dışında olan Wadaspark Restoran'da böyle bir geceye katılmıştık. Çok da keyifliydi. Matyas Pince de akşamları çigan gecesi tadında canlı müzik ve dansların olduğu bir ortam oluyormuş. Lezzetli yemekler ve keyifli bir Çigan gecesi deneyimi için gidin derim. Akşam için rezervasyon gerekebilir.


                                              Matyas Pince                                                                     Çigan Gecesi

Yerel tatlar bana göre değil ben alıştığım, bildiğim lezzetleri tercih ederim diyenlerdenseniz, Vaci Utca caddesinde bulunan Hard Rock Cafe'de hamburger yiyebilir, ya da  bu caddeye yürüme mesafesinde olan TGI Friday's'i deneyebilirsiniz.

Şehri gezerken mola verip dinlenmek, güzel bir tatlı yemek ya da kahve içmek için yerler arıyorsanız üç tane yer önereceğim size. İlki Zincir Köprüsü'nün hemen Peşte ayağında bulunan muhteşem bir binaya sahip Four Seasons Otel'in içindeki kafe. İkincisi Avrupa'nın en eski pastanelerinden biri kabul edilen yaklaşık 150 yıllık Gerbeaud. Son olarak da sadece muhteşem mimarisini ve tavan süslemelerini seyretmek için bile gidilebilecek olan New York Cafe. Kahve içmek bahane, mekan şahane diyebilirim :) Binanın restorasyonu tam 5 yıl sürmüş ve kesinlikle denildiği gibi "Most Beautiful Cafe in The World" :) Akşamları restoran olarak da hizmet veren cafe'ye uğramadan dönmeyin derim.


                                                 Gerbeaud                                                                          New York Cafe

Güzel bir dondurma yemek için ise Szent István Bazilikası'nın hemen sağında bulunan, dondurmaları külahta gül şeklinde sunan dondurmacı Gelatto'yu öneririm.
Budapeşte'de Eğlence
Gece bir yerlere gidelim eğlenelim istiyorsanız Four Seosans Otel'in hemen solundaki sokakta bulunan barlara gidebilirsiniz. Ötker en popülerlerinden biri. Cuma, Cumartesi geceleri saat 23:00 gibi hareketlenmeye başlıyor. Pazar ve hafta içi ise ölü günler kesinlikle. Bu günlerde gece bir şeyler yapmak isterseniz en hareketli yer yine  Szent István Bazilikası'nın hemen sağında bulunan DaVino
 
Yapmadan dönmeyin
- Kale Tepesi'ne çıkıp şehri yukarıdan seyretmeden,
- Gulaş yemeden,
- Zincir köprüsünü yürüyerek geçmeden,
- Termal kaplıcalarını görmeden,
- Vaci Utca'da bir cafede oturup etrafı seyretmeden,
- New York Cafe'yi görmeden
- Budapeşte'yi bir de gece görmeden dönmeyin.

5 yorum:

  1. gezi yazilarini merakla takip ediyorum...

    seyahatutkunu.blogspot.com

    eklemek istersen

    sevgiler,,

    YanıtlaSil
  2. Bizimde Bdapestede katildigimiz bedava turkce bir tur. Bahsis usulu seklinde islemekte. Ucuz ve hos ilk gidenler icin yararli.
    www.budapestetur.com

    YanıtlaSil
  3. çok güzel yazı olmuş. çok faydalandım. ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  4. Budapeşte yolculuğuna çıkmaya niyetlenince araştırma yapayım biraz dedim :) oyle buldum yazınızın üzerinden 2 yıl geçmiş lakin elinize sağlık çok güzel hazırlamışsınz

    YanıtlaSil
  5. 16 ekim de gideceğim yazınızdan çok faydalandım teşekkürler

    YanıtlaSil