4 Aralık 2016 Pazar

Malta

Malta
   Her ne kadar ayrı bir ülke de olsa benim gözümde İtalya'nın bir parçası gibi gözüken :) o nedenle de İtalyan kasabalarına benzeyeceğini düşündüğüm bir yerdi Malta. Ancak çok öyle olmadığını söyleyebilirim. Ülkenin mimarisinde İtalyan etkisinden daha çok arap etkisi görüyorsunuz. Biraz geri kalmış bir Avrupa ülkesi gibi. Yollar arabalar sanki 30 yıl öncesine aitmiş gibi geliyor insana.  

Malta takım adaları 3 adadan oluşmakta. Malta, Gozo ve Comino. Ülkeye ismini de vermiş olan Malta Adası bu üç adanın en büyüğü durumunda. Zaten vaktinizin çok büyük bir bölümünü burada geçiriyorsunuz. Malta tatili için bir hafta gibi uzun bir süre ayırmadıysanız küçük Malta diyebileceğim Gozo adası için vakit ayırmanıza gerek yok bence ama Comino adasında bulunan Blue Lagoon'a mutlaka vakit ayırın derim. Denize girmek için kesinlikle efsane bir yer.

Resmi dili Maltaca olsa da yaklaşık 170 yıl kadar İngiliz sömürgesi olduğu için zamanla İngilizce de ikinci resmi dil olmuş durumda. Tüm okullar ingilizce olduğundan herkes mutlaka ingilizce de biliyor. Bu nedenle iletişim konusunda çok zorlanmıyorsunuz. Malta ingilizce öğrenmek isteyenler için İngiltere ve Amerika'dan çok daha ucuz bir seçenek olduğundan dolayı birçok dil okuluna ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle gelen öğrencilerden dolayı bizdeki Eskişehir gibi öğrenci şehri havası da var. Bu kadar genç olmasından dolayı gece hayatı da var elbette ama yaş ortalaması ve kalite çok düşük tahmin edeceğiniz gibi. Özellikle St George Bay'de Cumartesi akşamı saat 18:00 gibi bütün barlar dolmaya başlıyor diyebilirim. 

Malta da Nerede kalmalı?
St George Bay
Adanın merkezi Valetta bölgesi olarak geçiyor. Ancak Valetta'da ana cadde dışında çok bir hareket olmadığından dolayı bu bölgede kalmanızı çok tavsiye etmiyorum. Sahil boyunca kalabilirsiniz. St George Bay, St Julian, Sliema bölgeleri hepsi olabilir. BU bölgelerin sahil şeridi güzel bir yürüyüş için de çok güzel. Şehir merkezine yakın, denize girilebilecek tek plaj da St George Bay'de bulunuyor. Otelin hemen yanından denize de girelim derseniz bizim kaldığımı oteli önerebilirim. Hotel Marina Corinthia

Malta'da Ulaşım
Araba kiralamak isterseniz, trafik İngiltere'deki gibi soldan aktığından dolayı biraz zorlanabilirsiniz. Biz Motosiklet kiralamıştık ama araba ya da motosiklet kiralamadan otobüsler ile de çok rahat gezebilirsiniz. Ya da turist otobüslerinden iki günlük bir bilet alıp onunla da her yeri gezmeniz mümkün.

Malta'ya Ne Zaman Gitmeli?
Hava durumu Antalya ya da Kıbrıs gibi denilebilir. Kışın bile çok soğuk bir hava ile karşılaşmayacağınızdan dolayı, denize girmek gibi bir amacınız yoksa yılın her dönemi gidebilirsiniz. Ancak denize girmek istiyorsanız bahar ve yaz aylarını tercih etmelisiniz. Ancak Temmuz ve Ağustos biraz sıcak olabilir.

Malta'da Plajlar
Popeye Village
Melliha Bay : Adalardaki en uzun ve en popüler plajlardan biri. Küçük kafelerinden yemeğinizi de yiyerek gününüzün tamamını burada geçirebilirsiniz. Temel Reisin Köyü (Popeye Village) de buranın hemen yakınında bulunuyor. Köy 1980'de Temel Reis (Popoye)  film çekimleri için set olarak hazırlanmış ve o zamandan beri de bozulmadan korunmuş durumda.

Paradise Bay : Küçük ama sevimli bir restoranı da bulunan güzel bir plaj burası

Golden Bay : Şezlong ve şemsiye kiralama imkanı da bulunuyor. Denizi biraz dalgalı ve rüzgarlı ancak rüzgarlı olması yaz sıcağında iyi gelebilir.



Blue Lagoon : Mutlaka gidilmeli. Melliha Bay'a gittiğinizde her gün saat 11:00'de buraya tekneler kalkıyor. 4-5 saat sonra sizi geri getiriyorlar. Muhteşem bir deniz. Ancak plajı ve kumsal çok çok küçük. O nedenle de herkes havlusunu kayalıklara serip denize giriyor. Malta'ya denize girilebilecek bir zamanda geldiyseniz bir gününüzü buraya ayırın mutlaka.


                                                                                              Blue Lagoon

Malta'da Yemek
Ciapetti Restoran, Mdina
Smelia, St Julian, St George sahil şeridi birçok güzel restorana ev sahipliği yapıyor. Romantik bir akşam yemeği için, St Julian sahilinde bulunan çok şık bir deniz ürünleri restoranı olan Baraquda'yı tavsiye edebilirim. Prawn ve Red Mullet tempurası enfesti. Sea Bass filetosu da çok başarılıydı. Rezervasyon gerekebilir. Güzel bir pizza için de, yine St Julian'da, Spolitto koyunda bulunan Bianco's tavsiye edebileceğim bir yer. Güzel bir Kahvaltı için de Valletta'da 1837'den beri var olan Caffe Cordina'yı deneyebilirsiniz. Bildiğim yemekler olsun diyorsanız da Hard Rock Cafe'ye gidebilirsiniz.

Malta'da Gezilecek Yerler
Eğer bir araba ya da motosikletiniz yoksa adayı gezmenin en kolay yolu City Sightseeing otobüsleri kesinlikle. Valletta, Mdina, St Julian gibi birçok önemli noktayı bu otobüsler ile gezebiliyorsunuz.

Valletta : İki doğal limana sahip Valletta yarım adasıaynı zamanda Malta'nın başkentidir. Sarı taş binaların bulunduğu sokaklarında gezerken göreceksiniz ki biraz orta çağdan kalma bir havası da bulunuyor. St Jean Katedrali, Büyük üstatlar sarayı gibi ülkenin önde gelen turistik yerleri de bu bölgede bulunuyor. Game of Thrones dizisindeki pek çok sahne de Malta'da özellikle Valletta'da çekiliyor.


                                                                                              Valletta
Smalia, St Julian, St George Sahil Şeridi :
Bizdeki Caddebostan sahil şeridi kadar olmasa da, bu sahil şeridinde güzel bir akşam yürüyüşü yapmak çok keyifli. Birçok restoran ve barın bulunduğu çok hareketli bir bölge burası.

Mdina : Sessiz Şehir olarak da geçen Mdina, en iyi korunmuş Orta Çağ şehirlerinden biri kesinlikle ve aynı zamanda Unesco Dünya Mirasları listesinde de yer alıyor. Surlar arasında bulunan şehir küçük ve çok sevimli. Kasabanın dar sokaklarını dolaştıktan sonra dinlenmek için Fortanella Tea House'da oturup, manzaraya karşı bir çay ve ya kahvenizi içip yanında da çikolatalı pastalarından yiyin mutlaka. Karnınız acıktıysa da Ciappetti'nin bahçesinde oturup çok güzel bir öğle yemeği yiyin. Home made ravioli ve tavşan soslu spagetti muhteşemdi. Mdina ve çevresini gezen minik tren ile de tur yapabilirsiniz.



                                                                                                  Mdina

Marsoxlokk : Bu tablo gibi balıkçı köyüne Valetta'dan 30 dakikalık bir otobüs yolculuğu ile ulaşabiliyorsunuz. Pazar yeri, bölgenin ruhunu anlamak adına, bölgeyi gezmeye başlamak için en doğru nokta sanırım. 'Luzzu'' adı verilen, geleneksel, rengarenk balıkçı teknelerini izleyerek balık lokantalarında öğle yemeği yemeyi unutmayın. Biz La Nostra Padrona'da çok güzel kalamar ve karides yemiştik. Tavsiye ederim.

Azure Window : Burası aslında tepesi ve kenarları düz, ardında masmavi denizin görülebildiği bir pencereyi andıran bir kireç taşı oluşumundan ibaret. Pek çok film ve tv dizisinde kullanılan mekan Malta'nın en turistik noktalarından birisi olmuş nedense. Yakınlardaki Dwejra köyünden dalış, yüzme ya da sadece gezi amaçlı turlarla gelinebiliyor.


                                      Marsoxlokk                                                                                Azure Window

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder