13 Aralık 2016 Salı

Münih - Almanya

Münih - MarienPlatz
     Yeni yıl yaklaşırken Avrupa'da birçok şehirde Christmas pazarları kurulur. Sokaklar süslenmeye başlar ve yeni yıl ruhu her yere yayılır. Bu dönemlerde sosyal medyada ya da seyahat ile ilgili birçok gazete ekleri ve dergilerde bu pazarlar ile ilgili haberler, fotoğraflar yayınlanır. Avrupa'daki en iyi 10 Christmas pazarı şeklinde haberleri gördükçe bu sene Kasım sonu ya da Aralık başı gibi bir Avrupa şehrine gidip yeni yıl ruhuna biz de erken geçelim istedik. :)

Önce hangi şehre gideceğimizi seçmemiz gerekiyordu. En güzel Christmas pazarları hangileri seklinde internette küçük bir araştırma yaptığımızda Prag, Amsterdam, Strasburg, Bruge, Colmar, Viyana gibi daha önce gördüğümüz birçok şehir çıktı karşımıza. Bunların yanında Almaya'nın hemen hemen her şehrinde güzel pazarlar kurulduğunu görünce biz de daha önceden hiç gitmediğimiz Almanya'dan bir şehir olmasına karar verdik. Tatilimizi 3-4 gün gibi bir sure için planladığımızdan ve yürüyerek gezebileceğimiz, çok da buyuk olmayan bir şehir olsun istediğimizden en sonunda Münih'e karar verdik.



                                                                                     Christmas Market

Münih'e Nasıl gidilir?
Münih'e birçok hava yolu firmasının her gün düzenli olarak uçuşları bulunuyor. Hem Atatürk Hava Limanı'ndan, hem de Sabiha Gökçen'den gidebilirsiniz. Cumartesi sabah erken saatte gidip, salı aksamı dönebilecegimiz, gün kaybetmeden dolu dolu 4 gün geçirebileceğimiz için biz THY ile Atatürk havalimanı'ndan kalkan uçuşları tercih ettik. Sabiha Gökçen evimize daha yakın olmasına rağmen uçuş saatleri gün ortasında olmasından dolayı buradan gidemedik maalesef. Havaalanından şehir merkezine metro ile yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuk ile gelebiliyorsunuz. Şehir merkezine gidecekseniz S8 hattına binip Marienplatz'da inmeniz gerekiyor.

Münih'e Ne Zaman Gitmeli?
Sizin de gitme amacınız bizim gibi Christmas pazarlarını gezmek, yeni yıl ruhunu erken yaşamaksa Kasım sonundan 23 Aralık dönemine kadar her gün gidebilirsiniz. Gitmeden önce internette "Münih Christmas Market 2016" seklinde bir arama yapıp bu pazarların ne zaman kurulduğunun kısa bir araştırmasını yaptıgımızda bu sene 26 Kasım-23 Aralık döneminde kurulacaklarını görüp hemen 26 Kasım günü için biletlerimizi ayarladık. Hemen hemen her sene  de Kasım ayının son hafta sonu gibi kurulup, 24 Aralık Noel gününe kadar kalıyorlar. Yılbaşından bir kaç gün önce gidip, yılbaşını da orada geçiririz gibi bir düşünceniz varsa 24 Aralık Noel günü itibariyle tatile girdikleri için Christmas marketler'de kapanıyor maalesef.

Münih'te Nerede Kalınır?
En önemli turistik meydanlara, tarihi yapılara yürüyerek gidebileceğimiz mesafede otellerde kalmayı istediğimizden dolayı genellikle şehir merkezine yakin otellerde kalmayı tercih ediyoruz. Münih'in kalbi Marienplatz denilen meydan diyebilirim. Otelinizi buraya yakin ayarlarsanız birçok turistik mekana yürüyerek gidebilirsiniz. Biz Perşembe günü karar verip, Cumartesi sabah yola çıktığımız için Marienplatz civarındaki birçok otelde ya yer kalmamıştı ya da fiyatlar çok yüksekti. O nedenle Marienplatz'a bir durak mesafede, metro ile gidebileceğimiz Centro Hotel Mondial'i tercih ettik. Otel şehrin ana metro istasyonlarından biri olan Sendlinger Tor İstasyonu'na 30 adım gibi çok yakın bir mesafede olduğu için de çok rahat ettik.

Munih'de Nereleri Gezelim, Neler Yapalim?
Şehri gezmeye başlamak için Marienplatz en doğru nokta kesinlikle.  Biz de valizlerimizi otele bırakır bırakmaz kendimizi bu güzel meydana attık hemen. Bu günün Christmas pazarlarının kurulduğu ilk gün olmasından dolayı sanırım, her yer çok kalabalık, bütün sokaklar cıvıl cıvıldı. Hemen yeni yıl havası bizi de sardı ve keyifle tezgahları dolaşmaya başladık.

Öğle saatleri olduğu için artık acıkmaya da başlamıştık ve ilk iş karnımızı doyurmak için yiyecek standlarına doğru yanaştık. Bu sokak lezzetlerinin arasında sosisli sandwichler, kızarmış patatesler, muzlu nutellalı krepler, sıcak şarap, ya da mis gibi kokan zencefilli kurabiyeler bulabilirsiniz. Almanya'da sosisli sandwichlerin çoğunlukla domuz etinden yapıldığını unutmayın ama. Hindi etinden yapılmış bir sosisli sandwich bulup,  ardından da muzlu ve nutellalı creplerimizi yedikten sonra tezgahlar arasında dolaşmaya devam ettik.

Meydan alışveriş yapabileceğiniz birçok caddeye açılıyor. Sol taraftan Kaufinger ve Neuhauser caddelerini takip ederek şehrin tarihi giriş kapılarından biri olan Sendlinger Tor'a ulaşıyoruz. Bir diğer tarihi giriş kapısı da Marianplatz'in sağ tarafındaki Tal caddesini takip ettiğinizde ulaştığınız İsar Tor kapısı. Sendlinger Tor kapısından geçtikten sonra karşımıza yukarıdan, kayanları seyredebileceğiniz bir buz pateni pisti cıkıyor. Biraz burada vakit geçirdikten sonra yavaş yavaş yol yorgunluğumuz bastırıyor ve daha fazla dolaşmayalım deyip hemen buz pateni pistinin yanındaki duraktan (Karstplatz) bir City Sightseeing otobüsüne kendimizi atıyoruz. İlk gün şehri biraz keşfettikten sonra artık yorulduk dediğiniz noktada bu otobüsler hayat kurtarıyor resmen :) Yorulmadan oturduğunuz yerden şehri gezerken, Şehirdeki birçok tarihi ve turistik noktaya uğradığı için fikir sahibi de olup ertesi günü daha iyi planlayabiliyorsunuz ayrıca. Bir iki saat otobüsle gezip, biraz da dinlendikten sonra Marienplazt'da otobüsten iniyoruz. Sokakları geze geze Münih'in taze meyve, sebze, balık ve şarküteri ürünleri gibi şeyleri alabileceğiniz pazar yeri Viktualienmarkt'e uğruyoruz. Bu pazar yerinde ayrıca restoranlar da bulunduğu için biraz Eataly havası da var diyebilirim. Mesela balık ürünleri satan yerin hemen yanında balık ürünleri yiyebileceğiniz masalar da bulunuyor. Canınız pizza falan yemek isterse bu pazar yerinin hemen yanında gerçek Eataly de var. Artık akşam olduğu ve hava da karardığı için aksam yemeğimizi burada bir yerde mi yesek diye bakınıyoruz biraz ama her bulduğumuz yerde çaydı kahveydi yanına tatlıydı falan diye atıştırdığımızdan :) hala acıkmadığımızı fark edip artık dinlenmek için otele donuyoruz.


                                                                         Sendlinger Tor - İsar Tor Kapıları 


Ertesi sabah kahvaltı için durağımız Marienplatz'daki Woener's oluyor. Tam meydana bakan bu pastanenin üst katta oturabileceğiniz bir cafesi de bulunuyor. Cam kenarında oturup Christmas pazarını seyrederken lezzetli kruvasan ve ponçiklerinden yiyebileceğiniz keyifli bir cafe burası.

Kahvaltıdan sonra henüz 24 saat dolmadığı için hala kullanabileceğimiz City Sightseeing otobüslerine binerek BMW müzesi ve hemen onun karşısındaki Olimpiyat köyünü görmeye gidiyoruz. Buralara ayrıca metro ile de gidebiliyorsunuz.

Arabalara meraklı iseniz, BMW müzesi keyifle gezebileceğiniz bir yer. Çok buyuk bir müze değil burası. Salzburg'da gezdiğimiz otomobil müzesi o kadar buyuk ve güzeldi ki ondan sonra bu müze biraz küçük geldi bize sanırım. Ama yine de klasik olmuş eski BMW'leri görmek özellikle de en sevdiğim eski BMW olan İsetta'yı görmek çok güzeldi. Şimdiki zamanın Mini'si, o zamanlar bu arabaydı sanırım :) O dönemlerde yaşasaydım kesin bir tane alırdım. Müzeden önce satılık araba ve motorların sergilendiği showroom alanını gezmek de keyifli. Özellikle BMW Shop da ilginizi çekebilir. Fiyatlar Türkiye'dekinden çok daha mantıklı olduğu için ben çok beğendiğim Mini marka bir bot aldım kendime mesela. Müze girişi kişi başı 10 Euro.


Müzeden sonra acıkıyoruz ve  yemek yemek için müzeye girmeden önce gördüğümüz, müzenin hemen yakınında bulunan Pizza Hut'a doğru yol alıyoruz. Türkiye'de çok Pizza Hut kalmadı maalesef ki ben çok severdim pizzalarını. Öğle yemeği için Pizza Hut istemezseniz BMW Show Room alanında ve  müzenin içinde bir şeyler yiyebileceğiniz iki cafe var isterseniz. Ya da daha şık bir yerlerde yemek yiyelim derseniz olimpiyat köyündeki Olimpiaturm kulesine cıkabilirsiniz.  Kulede, Münih ve olimpiyat köyü manzarasını dönerek  izleyebileceğiniz şık bir restoran bulunuyor "restaurant 181"

Biz Pizza Hut'da yemeğimizi yedikten sonra olimpiyat köyünü de gezelim diye yürüyerek köprüden karşıya geçiyoruz. İçinde bir gölün de bulunduğu, yürüyüş ve bisiklet parkurlarının da olduğu çok güzel bir park burası aynı zamanda. Gölün etrafında keyifli bir yürüyüş yapıyoruz. 1972 yılındaki olimpiyatlardan sonra buradaki tesisler sanırım eğitim amaçlı kullanılmaya devam etmiş. Kapalı yüzme salonunda biz oradayken sporcular yüksek atlama çalışması yapıyorlardı. Kapalı spor salonunda da her sene büyük konserler oluyormuş. Parkı ve tesisleri gezdikten sonra son olarak Münih'i bir de tepeden görelim diye Olimpiaturm'a çıkıyoruz. Restaurant 181'de oturup kahve ve tatlı molası verip biraz dinleniyoruz. Artık aksam olup hava kararmaya başlıyor ve yorgunluk yavaş yavaş kendini iyice hissettirmeye başlıyor. Metro ile otelimize dönme zamanı. Yerel kıyafetli garson kızların çalıştığı, kalabalık ve otantik bir Alman restoranında aksam yemeği yemek istesek de bugün de çok aç olmadığımız ve yorgunluk da bastırdığı için artık yarin aksam mutlaka böyle bir restoranda yemek yeriz diyerek otelimize doğru yol alıyoruz.


                                                                          Olimpiyat köyü ve Olimpiaturm
Üçüncü gün sabah kahvaltıdan sonra biraz da doğa ile iç içe olalım diyerek metro ile Universite durağında inip, English Garden'a gidiyoruz. Burası gerçekten çok büyük bir park. Tamamını yürümek neredeyse imkansız. İki gündür çok fazla yürüdüğümüz için bugün parkı yürümek yerine bisiklet ile gezmek istiyoruz. Nereden bisiklet bulabiliriz acaba diye bakınırken şansımıza parka girdiğimiz yerde bulunun cafe bisiklet kiralıyor. (MilchHousl cafe) Parkta gezerken başka hiç bir noktada bisiklet kiralayan bir yer göremedik. O nedenle eğer siz de kiralamayı düşünüyorsanız önce mutlaka buraya uğrayın derim. Bisiklet kiraladığınız yerden verdikleri guide ile parkın içinde görülmesi gereken, uğranması gereken yerleri görebiliyorsunuz. Hepsi bir yana parkın en başındaki sörf alanını mutlaka görün. Buz gibi nehir sularının üzerinde sörf yapanları hayranlıkla izledik uzun sure.



                                                                                          English Garden
Hofbrauhaus
Bisiklet turumuzun ardından öğlen olmuştu ve biz de yavaş yavaş acıkmaya başlamıştık. Öğle yemeğini otantik bir Alman restoranında yiyelim istediğimizden meşhur Octoberfest'in de yapıldığı ünlü bira evi Hofbrauhaus'a gidiyoruz. Biralar kocamaaaannn bardakta geliyor doğal olarak ama siz de benim gibi ben bira içmem diyenlerdenseniz bira dışında içecekler de mevcut merak etmeyin :)  Mekan o kadar büyük ki buranın tek bir bina olduğuna şaşıyor insan. İçerisi çok kalabalık ve cıvıl cıvıl bir ortam var. Uzun tahta masalarda başka insanlar ile birlikte oturarak yiyoruz yemeklerimizi. Menüdeki birçok seçenek domuz etinden yapılıyor ama domuz dışında da yiyebileceğiniz güzel yemekler var. Bavyera usulü fırında tavuk ve dana etinden yapılan Viyana şinitzeli tavsiye ederim. Yanında da ev yapımı taze patates salatası ile birlikte süper.

Yemekten sonraki bolumu tamamen alışverişe ayırıyoruz. Alışveriş için Marienplatz çevresindeki caddelerdeki dükkanları gezebilirsiniz. Bizdeki Boyner mantığında içinde her şeyin bulunduğu buyuk alışverşs merkezleri de mevcut. Aksama kadar alışveriş için gezip yoruluyoruz ve artık aksam yemeği zamanı. Bir aksam otantik bir Alman restoranina gidelim istiyordum ama öyle bir yere öglen gittigimiz icin guzel pizza ve makarna yiyebileceğimiz bir yer olsun diyerek Eataly'e gidiyoruz. Burada keyifli bir yemekten sonra artık iyice yorulduğumuzu hissediyoruz ve otele dönme zamanı.

Nymphenburg Sarayı
Münih'deki son günümüzü şehrin biraz dışında kalan, Avrupa'nın en köklü kraliyet ailelerinden biri olan, Avrupa tarihinde de önemli bir yere sahip, Bavyera kökenli ve içinden krallar, dükler, prensler çıkan Wittelsbach ailesinin yaşadığı Nymphenburg Sarayı ve sarayın çok yakınındaki botanik bahçesini görmeye ayırıyoruz. İhtişamlı sarayı gezdikten sonra bahçesini gezmek için dışarı çıkıyoruz. Gezmek isterseniz bahçenin sonuna doğru büyük bir botanik parkı da bulunuyor.

Bugün, İstanbul'a dönüş için 16:00 gibi havaalanında olmamız gerektiğinden dolayı çok da oylanmadan öğle yemeği için merkeze geçiyoruz. Foursquare sağ olsun, Eataly'nin hemen arka taraflarında güzel bir Alman restoranı buluyoruz. Wirtshaus Zum Straubinger. Dana şinitzel ve Sirloin from the Region arkasından da mutlaka bir Cream Brule tavsiye edilir. Bu güzel yemekten sonra artık Münih'e veda etme zamanı geliyor. Valizlerimizi alıp hava alanına gitmek için otelimize doğru yola çıkıyoruz.

Münih için genel olarak düzenli Zurih ve sevimli Salzburg arasında bir şehir diyebilirim. Zürih gibi çok düzenli ama sıkıcı değil, Salzburg gibi sevimli ama çok da küçük değil.

Biz daha sonraki bir tatilimizde Almanya ''Romantik yol'' yapmayı düşündüğümüzden dolayı gitmesek de eğer vaktiniz varsa Münih'e yaklaşık bir saat uzaklıktaki Neuschwanstein kalesini de görebilirsiniz. Walt Disney'in logosundaki kalenin bu kaleden esinlenildiği söyleniyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder