27 Mart 2018 Salı

İyon Adaları Turu 6 - Zakintos / Yunanistan

Zakintos

     Bu yaz 15 günlük bir tatil zamanımız olunca araba ile yola çıkıp önce birkaç günlüğüne Thassos ve Halkidiki yapalım, daha sonra da yola devam edip Yunanistan'ın İyon Denizi tarafındaki adalarını sırasıyla gezelim istedik. İyon Adalarından Korfu, Paxos ve Antipaxos adalarını birkaç gün gezdikten sonra, Lefkada, Kefalonya ve Zakintos adalarına geçebilmek için Yunanistan'ın ana karasına feribot ile geri dönüyoruz. Korfu'dan feribot ile ana karaya geçince çok yakın olması sebebiyle öğle yemeği için Parga'ya uğruyoruz. Parga'dan sonra da hedefimiz ana karaya yol bağlantısı olan Lefkada adasına, oradan feribot ile Kefalonya'ya ve son olarak da yine feribot ile Zakintos'a gideceğimiz birkaç günlük bir tur daha yapmak.



Zakintos'a Nasıl gidilir? 
Eğer kısıtlı zamanınız varsa bu güzel adaya uçak ile Atina üzerinden aktarmalı gelebilirsiniz. Uçak ile gitmek yerine bizim gibi kendi arabanız ile giderseniz feribot geçişleri biraz pahalıya geliyor ama adalar büyük olduğu için zaten bir araca mutlaka ihtiyacınız olacağından sorun etmiyorsunuz. Bu arada arabanız ile Yunanistan'a geçerken mutlaka uluslar arası ehliyet almanız ve arabanız için de tatil süresini kapsayan sigorta yaptırmanız gerekiyor.

Zakintos'a gitmek için, bizim yaptığımız gibi sırasıyla tüm İyon adalarını gezip, adadan adaya geçerek gelmeyi planlıyorsanız Kefalonya'nın Pessada bölgesinden sabah 8:00 ya da akşam 17:00'de kalkan feribotlarından birine binmeniz gerekiyor. Bu feribotlar Zakintos'un merkezine değil, Agios Nikolaos kasabasına yanaşıyorlar. Agios Nikolas kasabasında feribottan indikten sonra direk Zakintos'un merkezine gitmek yerine hazır buradayken, buraya çok yakın olan Blue Cave mağaralarını gezelim, ondan sonra merkeze geçelim istiyoruz ki, Blue Cave için bu yolu tekrar geri gelmek zorunda kalmayalım. Agios Nikolas'dan direk Blue Cave ya da ünlü Navagio Beach'e, diğer adıyla Sheepwreck'e giden gemiler kalkıyor.  Ancak buradaki teknelere binmek yerine denizi sağınıza alıp adanın en kuzey ucuna kadar 10-15 dakika kadar araba ile gidip Potamitisbros Boattrips firmasının her 15 dakikada bir, hemen mağaraların yakınındaki kayalıklardan kalkan teknelerine binmenizi tavsiye ederim. Kişi başı 15 Euro'ya önce Blue Cave, sonra da ünlü Shipwreck sahiline tekneler ile sizi günü birlik getiriyorlar. Blue Cave için olan tekneleri minik, sandal gibi bir şey olduğundan tüm mağaraların içine rahatlıkla girebiliyorlar. Bu yolculukta mayonuz mutlaka üzerinizde olsun. Çünkü tekneleri mağaraların içine sokup yüzme molası da veriyorlar. Blue Cave'i gezdikten sora yine aynı yerden büyük teknelerine aktarma yapıp ünlü Shipwreck'i görmeye gidiyorsunuz. Google haritalara Potamitisbros Boattrips yazdığınızda size yol tarifi de verecektir. Shipwreck'e gitmek için bir diğer alternatif de Porto Vromi'den kalkan teknelere binmek olabilir.


                                                                                              Blue Cave

Shipwreck sahiline vardığınızda tekneler kıyıya iyice yanaşıyor ve sizi merdiven ile kumsala indirdikten sonra biraz açıkta demirliyorlar. 1 saat kadar serbest zamandan sonra da sizi alıp tekneye bindiğiniz, arabanızı park ettiğiniz yere geri götürüyorlar. Bu sahile sadece deniz yolu ile ulaşılabildiğinden dolayı buraya gelmek için bu günlük teknelerden başka alternatifiniz bulunmuyor maalesef. Shipwreck sahili gerekten çok etkileyici bir yer. Yunanistan'ın görmeniz gereken ilk 10 plajı listesinde her zaman karşınıza çıkan, sosyal medyada tepeden çekilmiş muhteşem fotoğraflarına mutlaka birkaç kere rastlamış olduğunuz bu yeri ilk gördüğünüzde çok etkileniyorsunuz. İlk tepkiniz bu muhteşem kumsalda bu geminin ne işi var olabilir. Yıllar önce sigara kaçakçılığı yapan gemi, sahil güvenlik gemilerinden kaçarken bu koyda karaya oturuyor ve bu muhteşem sahilin bu kadar ünlenmesinde kesinlikle baş aktör oluyor diyebiliriz.



                                                                                            Shipwreck

Blue Cave ve Shipwreck gezilerinden sonra arabamıza binip, bu muhteşem sahili bir de tepeden fotoğraflamak için Navagio Beach View'a doğru yola çıkıyoruz. Buraya kadar gelmişken, internette gördüğümüz  o güzel fotoğraflardan çekmeden olmaz değil mi? Navagio Beach View'a vardığınızda aşağıdaki sahilin muhteşem güzelliğinin fotoğrafını çekebilmeniz için 1-2 metrelik çok da güvenli gözükmeyen seyir terasının önünde uzun kuyruklar görürseniz şaşırmayın. Buraya bazı tur otobüsleri de uğradığı için dönem dönem kalabalık olabiliyor. Fotoğraf çekmek için minik terasın önündeki bu kuyruğa girmenize hiç gerek yok kesinlikle. Zaten  kuyrukta sıra size geldiğinde herkes ''hadi biran önce fotoğrafını çek de sıra bize gelsin'' diye baktığından dolayı rahat rahat fotoğraf da çekemiyorsunuz. Aceleyle bir iki tane çekip, oldu olmadı diye emin olamadan çıkıyorsunuz sıradan. O nedenle bu sahilin en güzel fotoğrafları için, patika yollardan biraz daha ileriye doğru giderseniz rahat rahat çok güzel fotoğraflar çekebileceğiniz yerler çıkacak karşınıza. Aman dikkatli olun, güzel fotoğraflar çekeceğim diye uçurumlardan aşağıya yuvarlanmayın.

Shipwreck sahilinin tepeden en güzel fotoğraflarını çektikten sonra dinlenmek ve biraz da denize girmek için Porto Limnionas'a doğru devam ediyoruz. Porto Limnionas kayaların üzerine teraslar şeklinde sezlongların yerleştirildiği, buz gibi denizi olan enteresan bir yer ama denizi çok güzel olduğundan yüzmesi çok keyifli. Porto Limnionas'dan sonra artık yavaş yavaş yorulduğumuz için bir otel bulup dinlenmek istiyoruz. Kefalonya'dan sabah 8:00'de feribota bindiğimizden beri hiç durmadan hareket halindeyiz :)) Porto Limnionas'a gelirken geçtiğimiz Kampi bölgesinde gördüğümüz 5 yıldızlı otel olan Mabely Grand Hotel'i çok beğenmiştik. Bu otelde deniz manzaralı bir oda tutup, odamızın balkonundan enfes bir gün batımı seyrediyoruz. Otelinizi bu bölgede ayarlamayı planlamıyorsanız bile adanın gün batımını en iyi izleyebileceğiniz bölge olan Kampi'de çok güzel gün batımı manzaralarına ev sahipliği yapan tavernalar mevcut. Akşam yemeğinizi onlardan birinde yemenizi tavsiye ederim kesinlikle. Porto Schiza, Sunset Michali's ya da Cross Taverna olabilir.



                                                                                        Porto Limnionas

Zakintos'da ikinci günümüzün sabahında otelden ayrılıp adanın merkezine doğru yol alıyoruz. Zakintos'un merkezinde şirin ve tipik bir Yunan adası kasabası durumu yok maalesef. Biraz Sakız adasının merkezine benziyor diyebilirim. Faytonlar ile ya da minik gezi trenleri ile kasabayı gezebiliyorsunuz. Merkezden biraz daha ilerleyip, Laganas bölgesine geliyoruz. Burası bizim Kemer ve ya Alanya tadında bir yer. Ben beğendiğimi söyleyemeyeceğim. İngiliz gençliği tarafından istila edilmiş bir bölge burası. Kalitesiz gece klüpleri ile dolu. Çok hareketli bir bölge olsa da gece burada kalmayalım deyip Zakintos'un merkezine geri dönüyoruz. Burayı da çok beğenmesek de en azından Laganas'dan çok daha daha iyi diyebilirim. İyon adalarının içinde en kalabalık ve hareketli olan adalar Korfu ve Zakintos sanırım.

Zakintos'un merkezinde, deniz kenarında güzel bir manzarası olan Strada Marina Otel'e eşyalarımızı yerleştirdikten sora, carette caretta'ları görmek ve Marathonissi'ye (Turtle Island) gitmek  için otelden ayrılıyoruz. Zakintos Caretta Carettalar için Yunanistan'ın en önemli adalarından biri. Adanın güneydeki birçok kumsalında caretta carettalar yumurtluyor ve yaz aylarında bazı kumsallarda zarar gelmesin diye bu yumurtaların çevresine koyulan kafesleri görebiliyorsunuz.

Turtle İsland'a her gün Laganas ve ya biraz daha ilerideki Ag. Sostis'den tur tekneleri kalkıyor. Kaldığımız oteldeki görevli kız Laganas'dakiler çok daha turistik olduklarından dolayı daha pahalıdır diye bizi uyardığından dolayı Ag. Sostis'e doğru ilerliyoruz. Turtle Island'a gideceğiniz botlar koyun içinde yüzen caretta carettaları canlı canlı görme fırsatı da sunuyor. Bu teknelerin içinde, altı cam olanlar da mevcut. Carettaları net bir şekilde yakından görmek isterseniz tercihiniz mutlaka bunlardan yana olsun. Bizim bindiğimiz teknenin altı cam olmadığından, biz carettaları sadece bir iki saniye hava almak için kafalarını suyun dışına çıkardıklarında görebildik. Sanırım Laganas'dan kalkan, daha turistik olan tekne turlarını tercih etmeliydik :))

Caretta caretta görme deneyiminden sonra teknemiz Turtle Island'a doğru ilerliyor. Turtle Island, tropikal çağrışımları ile görülmeye değer kesinlikle. Teknemiz yaklaşık 1 saat kadar bizi adada bırakıp gidiyor.  Bu güzel denizde keyifle yüzüp bir saatin nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile. 1 saat sonra bizi alıp Ag. Sostis kasabasına geri getiriyorlar. Artık açıkıyoruz ve kasabanın girişindeki El Greco Restoranın keyifli bahçesinde oturup güzel Yunan mezeleri yiyoruz. Biz öğlen saatlerinde tercih etmiştik ama burası akşam için de çok keyifli olabilir ama rezervasyon gerekebilir.


                                                                                            Turtle Island

Gerakas Beach
Yemekten sonra birkaç saat güzel bir kumsalda uzanıp dinlenelim istiyoruz. Oteldeki görevli kızın önerdiği, koyun en sonundaki Gerakas Beach'e gidiyoruz. Bu plaj carettaların yumurtlama bölgesinde olduğu için koruma altında bir yer. Plajın arka tarafındaki caretta caretta yumurtalarının olduğu yuvaları da görebilirsiniz.

Adada genellikle nakit ödeme yapmanız gerekiyor. Kredi kartı ile ödemek istediğinizde ''Only Cash'' lafını o kadar çok duyuyorsunuz ki artık ''Only Cash'' duymaktan fenalık geliyor insana. O nedenle hazırlıklı gitmenizde fayda var.

Değişik zeytinyağları denemeyi seviyorsanız Porto Liomonias dönüşü uğradığımız, Ag. Leon'daki zeytinyağı fabrikasını tavsiye ederim. Sarımsaklı, Limonlu ya da portakallı zeytinyağlarından alabilirsiniz.

Bizim için artık İyon adaları tatili burada bitiyor. İstanbul'a kadar araba ile uzuuunn bir dönüş yoluna geçme zamanı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder